Fatura Takibi Hakkında

FATURA NEDİR? FATURAYA DAYALI İCRA TAKİBİNDE DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN NOKTALAR NELERDİR?

Vergi Usul Kanunun 229. maddesinde, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesika şeklinde tanımlanmıştır.

Faturanın şekli:

Madde 230 – (Değişik: 30/12/1980-2365/34 md.)

Faturada en az aşağıdaki bilgiler bulunur:

1. Faturanın düzenlenme tarihi seri ve sıra numarası;

2. Faturayı düzenleyenin adı, varsa ticaret unvanı, iş adresi, bağlı olduğu vergi dairesi ve hesap numarası;

3. Müşterinin adı, ticaret unvanı, adresi, varsa vergi dairesi ve hesap numarası;

4. Malın veya işin nev’i, miktarı, fiyatı ve tutarı;

5. (Değişik: 4/12/1985-3239/19 md.) Satılan malların teslim tarihi ve irsaliye numarası, (Malın alıcıya teslim edilmek üzere satıcı tarafından taşındığı veya taşıttırıldığı hallerde satıcının, teslim edilen malın alıcı tarafından taşınması veya taşıttırılması halinde alıcının taşınan veya taşıttırılan mallar için sevk irsaliyesi düzenlemesi ve taşıtta bulundurulması şarttır.

Malın, bir mükellefin birden çok iş yerleri ile şubeleri arasında taşındığı veya satılmak üzere bir komisyoncu veya diğer bir aracıya gönderildiği hallerde de, malın gönderen tarafından sevk irsaliyesine bağlanması gereklidir. Bu bentte yazılı irsaliyeler hakkında fiyat ve bedel ile ilgili bilgiler hariç olmak üzere, bu madde hükmü ile 231 inci madde hükmü uygulanır. İrsaliyelerde malın nereye ve kime gönderildiği ayrıca belirtilir.

Şu kadar ki nihai tüketicilerin tüketim amacıyla perakende olarak satın aldıkları malları kendilerinin taşıması veya taşıttırması halinde bu mallara ait fatura veya perakende satış fişinin bulunması şartıyla sevk irsaliyesi aranmaz.)

Fatura nizamı:

Madde 231 – (Değişik: 30/12/1980-2365/35 md.)

Faturanın düzenlenmesinde aşağıdaki kaidelere uyulur:

1. Faturalar sıra numarası dahilinde teselsül ettirilir. Aynı müessesenin muhtelif şube ve kısımlarında her biri aynı numara ile başlamak üzere ayrı ayrı fatura kullanıldığı takdirde bu faturalara şube ve kısımlarına göre şube veya kısmın isimlerinin yazılması veya özel işaretle seri tefriki yapılması mecburidir.

2. Faturalar mürekkeple, makine ile veya kopya kurşun kalemi ile doldurulur.

3. Faturalar en az bir asıl ve bir örnek olarak düzenlenir. Birden fazla örnek düzenlendiği takdirde her birine kaçıncı örnek olduğu işaret edilir.

4. Faturaların baş tarafında iş sahibinin veya namına imzaya mezun olanların imzası bulunur. 

3526-2

5. (Değişik: 4/12/1985-3239/20 md.) Fatura, malın teslimi veya hizmetin yapıldığı tarihten itibaren azami yedi gün içinde düzenlenir. (Ek cümle:29/4/2021-7318/1 md.) Hazine ve Maliye Bakanlığı; mal veya hizmetin nev’i, miktarı, fiyatı, tutarı, satışın yapılma şekli, faaliyet konusu, sektör veya mükellefiyet türünü ayrı ayrı veya birlikte dikkate alarak,  bu süreyi indirmeye ya da faturanın malın teslim edildiği veya hizmetin yapıldığı anda düzenlenmesi zorunluluğu getirmeye yetkilidir. Bu süreler içerisinde düzenlenmeyen faturalar hiç düzenlenmemiş sayılır.(1)(4)

6. (Ek: 4/12/1985-3239/20 md.) Bu Kanunun 232 nci maddesinin birinci fıkrasına göre fatura düzenlemek zorunda olanlar, müşterinin adı ve soyadı ile bağlı olduğu vergi dairesi ve hesap numarasının doğruluğundan sorumludur. (Ancak bu sorumluluk, aynı maddenin 2 nci fıkrasının uygulandığı halleri kapsamaz.) Fatura düzenleyenin istemesi halinde müşteri kimliğini ve vergi dairesi hesap numarasını gösterir belgeyi ibraz etmek zorundadır.

İLGİLİ İÇTİHATLAR

  • FATURA MALIN TESLİM EDİLDİĞİNİ İSPAT ETMEZ, MAL TESLİMİ YAZILI DELİLLERLE KANITLANMALIDIR

T.C.
YARGITAY
ONDOKUZUNCU HUKUK DAİRESİ

Esas: 2013/3243
Karar: 2013/6613
Tarih: 11.04.2013
  • ÖDEME EMRİNE YAPILAN İTİRAZIN İPTALİ DAVASI


(2004 s. İİK m. 67)

ÖZET

Dava, faturaya dayalı olarak başlatılan icra takibine davalı tarafça yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı taraf takibin dayanağı olarak sunduğu faturaya itiraz edilmediğini iddia etmiş, davalı ise davaya cevap vermemiştir. Bu durumda davalı münkir sayılmalı ve davacı faturaya konu malların teslimini yazılı delillerle kanıtlamalıdır. Zira Dairemizin yerleşik içtihatlarına göre fatura tek başına malın teslim edildiğini ispat edemez. Mahkemece bu yönler gözetilmeden hüküm kurulması doğru olmadığı gibi davalının icra dairesinin yetkisine ilişkin yapılan itiraz değerlendirilmeden karar verilmesi de bozmayı gerektirmiştir.

YARGITAY İLAMI

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Davacı, davalıya toptan olarak fatura karşılığı cep telefonu satıp teslim ettiğini, ancak davalının borcunu ödemediğini bunun üzerine başlatılan icra takibine davalı tarafça haksız olarak itiraz edildiğini belirterek itirazın iptaline, takibin devamına ve icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı taraf davaya cevap vermemiştir.

Mahkemece iddia ve toplanan deliller doğrultusunda davalının, davacının kendisine gönderdiği açık faturalara itiraz etmediği bu nedenle ispat yükünün davalıda olduğu, ancak davalının borçlu olmadığına ya da ödendiğine dair delil sunulmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Dava, faturaya dayalı olarak başlatılan icra takibine davalı tarafça yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı taraf takibin dayanağı olarak sunduğu faturaya itiraz edilmediğini iddia etmiş, davalı ise davaya cevap vermemiştir. Bu durumda davalı münkir sayılmalı ve davacı faturaya konu malların teslimini yazılı delillerle kanıtlamalıdır. Zira Dairemizin yerleşik içtihatlarına göre fatura tek başına malın teslim edildiğini ispat edemez. Mahkemece bu yönler gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmadığı gibi davalının icra dairesinin yetkisine ilişkin yapılan itiraz değerlendirilmeden karar verilmesi de bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 11.04.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Not: Corpus’da yer alan içtihat metinlerinin basılı yayında ve ticari olmayan elektronik ortamda kullanılması referans gösterilmek şartıyla (www.corpus.com.tr) serbesttir.

  • FATURAYA KONU EDİLEN MALLARIN TESLİM EDİLDİĞİNİ İSPATLAMAK İÇİN SADECE FATURA DÜZENLEYENİN TİCARİ DEFTERLERİNİN İNCELENMESİ YETERLİ DEĞİLDİR- TİCARİ DEFTERLER USULÜNE UYGUN TUTULMUŞ OLMALI VE DEFTERDEKİ KAYITLAR BELGELERLE İSPAT EDİLMELİDİR

T.C.
YARGITAY
ONDOKUZUNCU HUKUK DAİRESİ

Esas: 2016/14796
Karar: 2017/8048
Tarih: 18.12.2017
  • İCRA TAKİBİNE YAPILAN İTİRAZIN İPTALİ İSTEMİ


(2004 s. İİK m. 67)

ÖZET

Dava faturalara dayalı alacağın tahsiline yönelik icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı takibe konu faturalarda belirtilen malların davalıya teslim edildiğini usule uygun delillerle ispatlamakla yükümlüdür. Mahkemece davacı defterleri incelenmek suretiyle düzenlenen bilirkişi raporu esas alınarak hüküm kurulmuşsa da davacının ticari defter ve kayıtları belgeleriyle doğrulanmadığı sürece tek başına malın teslim edildiğine dair delil teşkil etmez. Ayrıca bilirkişi raporunda davacının ticari deterlerinin kapanış tasdiklerinin olup olmadığı dahi saptanmamıştır. Mahkemece yetersiz ve hüküm kurmaya elverişli olmayan salt davacının defterleri incelenerek düzenlenen bilirkişi raporu esas alınarak hüküm kurulması doğru görülmediğinden hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

– K A R A R –

Davacı vekili, alacağın tahsili amacıyla davalı aleyhine … İcra Müdürlüğü’nün 2014/3540 esas sayılı dosyası ile faturaya dayalı takip başlatıldığını, davalının itiraz ettiğini, takibin durduğunu, itirazın iptali ile %20’den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı, takibe konu borçla ilgisinin olmadığını, borçlu olduğunu gösterir herhangi bir belgenin bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

Mahkemece yapılan yargılama neticesinde, davacı tarafından 2 adet fatura kesildiği, fatura bilgilerine göre davacının davalıya mısır sattığı, davacının işletme defterlerine göre takibe konu faturalardan dolayı davalının borçlu gözüktüğü, davalının aksini ispat edecek yazılı bir ödeme belgesi sunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.

Dava faturalara dayalı alacağın tahsiline yönelik icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı takibe konu faturalarda belirtilen malların davalıya teslim edildiğini usule uygun delillerle ispatlamakla yükümlüdür. Mahkemece davacı defterleri incelenmek suretiyle düzenlenen bilirkişi raporu esas alınarak hüküm kurulmuşsa da davacının ticari defter ve kayıtları belgeleriyle doğrulanmadığı sürece tek başına malın teslim edildiğine dair delil teşkil etmez. Ayrıca bilirkişi raporunda davacının ticari deterlerinin kapanış tasdiklerinin olup olmadığı dahi saptanmamıştır. Mahkemece yetersiz ve hüküm kurmaya elverişli olmayan salt davacının defterleri incelenerek düzenlenen bilirkişi raporu esas alınarak hüküm kurulması doğru görülmediğinden hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 18/12/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Not: Corpus’da yer alan içtihat metinlerinin basılı yayında ve ticari olmayan elektronik ortamda kullanılması referans gösterilmek şartıyla (www.corpus.com.tr) serbesttir.

  • SATICININ, DÜZENLEDİĞİ FATURANIN ALT KISMINA KAŞE VE İMZA KOYMASINA FATURANIN KAPATILMASI (AKİDE EDİLMESİ) DENİR- KAPALI FATURA TİCARİ BİR ÖRF VE ADET KURALI OLARAK BEDELİN TAHSİL EDİLDİĞİNİ GÖSTERİR

T.C.
YARGITAY
HUKUK GENEL KURULU

Esas: 2013/1950
Karar: 2015/1251
Tarih: 22.04.2015
  • İSPAT
  • İTİRAZIN İPTALİ DAVASI
  • TİCARİ SATIMDAN KAYNAKLANAN ALACAĞIN TAHSİLİ


(2004 s. İİK m. 67)

ÖZET

Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; takip dayanağı faturaların kapalı fatura olup olmadığı ve bu çerçevede davacının malın teslim edildiği ve bedelin ödenmediğine ilişkin iddialarını ispatlayıp ispatlamadığı noktasında toplanmaktadır. Satıcının, düzenlediği faturanın alt kısmına kaşe ve imza koymasına faturanın kapatılması (akide edilmesi) denir ve bu durum ticari bir örf ve adet kuralı olarak bedelin tahsil edildiğini gösterir; bu aksi ispatlanabilen bir karinedir. Davacı yanca faturalara dayalı olarak icra takibine girişilmiştir. Bunlardan 014351 numaralı faturanın 39.500,-USD tutarlı ve kapalı fatura olduğu tartışmasızdır. Kapatılmamış 014352 numaralı fatura toplamı 37.000,-USD olup, bu fatura tutarı 014353 numaralı faturaya “1. sayfa toplam” olarak nakledilmiş ve kapatılmış bu fatura içeriğine eklenerek oradaki dört kalem mal ile birlikte 43.000,-USD (KDV hariç) yekune ulaşılmıştır. Gelinen noktada, 014352 numaralı fatura tutarını da içeren 014353 numaralı fatura kapatılmış (akide edilmiş) olmakla, aslında her üç fatura içeriği tutarın tahsil edildiği anlaşılmıştır. Bu durum karşısında davacının takip konusu ettiği tutardan dolayı alacaklı olmadığına ilişkin yerel mahkeme kararı yerindedir.

Taraflar arasındaki “itirazın iptali” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesince davanın reddine dair verilen 19.09.2011 gün ve 2011/47 E.-2011/14 K. sayılı karar, davacı vekilinin temyizi üzerine Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 04.07.2012 gün ve 2012/865 E.- 2012/11069 K. sayılı kararı ile;

(…Dava, ticari satımdan kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla yapılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.

Davalı vekili, müvekkili şirketin davacı ile ticari alışverişi olmadığını, sahte sözleşme ve bu sözleşmeye dayanılarak hazırlanan faturalara istinaden takip yapıldığını, Azerbaycan gümrüğünden malların müvekkili adına sahte kaşe ve imzalar kullanılarak çekildiğini ancak ibraz edilen faturaların Takip konusu faturalardan farklı olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Mahkemece, davacı şirket tarafından aynı mahiyetteki mallar için iki farklı bedelli fatura kesildiği, 22.07.2004 tarihli sözleşmede malların bedelinin 11.600 USD olarak kararlaştırıldığı, davacının davalı adına düzenlediği faturaların kapalı fatura olması nedeniyle bedelin tahsil edildiğine ilişkin karine oluştuğu, aynı anda ifa kuralı gereği tarafların edimlerinin aynı anda ifası gerekli olup, bunun aksini iddia eden satıcının ispat yükü altında olduğu, davacının çift fatura tanzim ederek karışıklık yarattığı gerekçeleriyle davanın reddine, %40 tazminatın davalıdan tahsili ile davalıya verilmesine hükmedilmiş, kararı davacı vekili temyiz etmiştir.

Dava konusu icra takibinin dayanağı olan 3 adet faturadan 14351 ve 14353 numaralı olanları kapalı fatura olup, kapalı fatura borcun ödendiğine karine teşkil eder. Bu nedenle kapalı faturaların ödenmediğinin, diğer bir deyişle karinenin aksinin davacı tarafça ispat edilmesi gerekir.

Takibe dayanak 14352 numaralı fatura ise açık faturadır. Davalı yan anılan bu faturadaki malın kendisine teslim edilmediğini, taraflar arasında ticari ilişki bulunmadığını savunmuş olduğundan, söz konusu açık faturadaki malın davalıya teslim edildiğinin davacı tarafından kanıtlanması gerekir.

Yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde mahkemece, davacı yana malların davalı tarafa teslim edildiğine ilişkin delilleri sorulup, dosya içerisindeki gümrük beyannameleri ve davacının bilirkişi raporuna yönelik yaptığı itirazlar da gözetilerek bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme sonucunda yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır…)

gerekçesi ile bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

TEMYİZ EDEN: Davacı vekili

HUKUK GENEL KURULU KARARI

Hukuk Genel Kurulu’nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

Dava, ticari satımdan kaynaklanan alacağın tahsili için girişilen takibe yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir.

Davacı vekili, müvekkilinin davalıya üç fatura içeriği mal satıp teslim ettiğini ancak davalının fatura bedellerini ödemediğini ve girişilen icra takibine itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptaline, takibin devamına ve icra inkar tazminatına hükmolunmasını talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, derdestlik ve yetki itirazlarında bulunarak; taraflar arasında bir sözleşme ilişkisinin bulunmadığını, sunulan sözleşmenin de sahte olduğunu bildirerek davanın reddi ile davacının kötüniyet tazminatı ile mahkumiyetine karar verilmesini istemiştir.

Mahkemece, davacının dayandığı faturaların kapalı fatura olduğu, bunun ödemeye karine teşkil ettiği ve aksini ispat yükünün davacı üzerinde bulunduğu; çift fatura kullanan ve defterlerine kapanış tasdiki yaptırmayan davacının hesaplarda karışıklık yarattığı ve iddiasını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine dair verilen karar Özel Daire tarafından yukarıda gösterilen gerekçe ile bozulmuş ve mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

Direnme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; takip dayanağı faturaların kapalı fatura olup olmadığı ve bu çerçevede davacının malın teslim edildiği ve bedelin ödenmediğine ilişkin iddialarını ispatlayıp ispatlamadığı noktasında toplanmaktadır.

Satıcının, düzenlediği faturanın alt kısmına kaşe ve imza koymasına faturanın kapatılması (akide edilmesi) denir ve bu durum ticari bir örf ve adet kuralı olarak bedelin tahsil edildiğini gösterir; bu aksi ispatlanabilen bir karinedir.

Davacı yanca Ankara 32. İcra Dairesi’nin 2009/16515 sayılı dosyasından 03.08.2004 gün ve 014351, 014352 ve 014353 numaralı faturalara dayalı olarak icra takibine girişilmiştir. Bunlardan 014351 numaralı faturanın 39.500,-USD tutarlı ve kapalı fatura olduğu tartışmasızdır. Kapatılmamış 014352 numaralı fatura toplamı 37.000,-USD olup, bu fatura tutarı 014353 numaralı faturaya “1. sayfa toplam” olarak nakledilmiş ve kapatılmış bu fatura içeriğine eklenerek oradaki dört kalem mal ile birlikte 43.000,-USD (KDV hariç) yekune ulaşılmıştır.

Gelinen noktada, 014352 numaralı fatura tutarını da içeren 014353 numaralı fatura kapatılmış (akide edilmiş) olmakla, aslında her üç fatura içeriği tutarın tahsil edildiği anlaşılmıştır. Bu durum karşısında davacının takip konusu ettiği tutardan dolayı alacaklı olmadığına ilişkin yerel mahkeme kararı yerindedir.

Yukarıda açıklanan nedenlerle, usul ve yasaya uygun bulunan direnme kararının onanması gerekir.

SONUÇ : Davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile direnme kararının yukarıda açıklanan gerekçelerle ONANMASINA, gerekli temyiz ilam harcı peşin alınmış olduğundan başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 22.04.2015 gününde oybirliği ile karar verildi.

Not: Corpus’da yer alan içtihat metinlerinin basılı yayında ve ticari olmayan elektronik ortamda kullanılması referans gösterilmek şartıyla (www.corpus.com.tr) serbesttir.

  • FATURAYA DAYALI ALACAK LİKİT ALACAK OLUP İTİRAZIN HAKSIZLIĞI HALİNDE İCRA İNKAR TAZMİNATINA HÜKMEDİLMESİ GEREKİR

T.C.
YARGITAY
ONDOKUZUNCU HUKUK DAİRESİ

Esas: 2012/15553
Karar: 2013/1371
Tarih: 24.01.2013
  • FATURAYA DAYALI ALACAĞIN TAHSİLİ
  • İCRA İNKAR TAZMİNATI
  • İTİRAZIN İPTALİ DAVASI


(2004 s. İİK m. 67)

ÖZET

Dava, faturaya dayalı alacağın tahsili için girişilen icra takibine vaki itiraz üzerine açılan itirazın iptali ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir. Mahkemece davanın açılmasından sonra davalı yanca icra dosyasına ödeme yapıldığı, borcun tamamen kapatıldığı, davanın bu nedenle konusuz kaldığı, icra inkar tazminatı talebinin şartları bulunmadığı gerekçesiyle davanın konusu kalmadığından karar verilmesine yer olmadığına, davacı vekilinin icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Davacı vekilinin temyizi icra inkar tazminatına yöneliktir. Davalı, dava açıldıktan sonra borcu ödemekle itirazında haksız olduğunu kabullenmiş bulunmaktadır. Dava konusu alacak, hizmet ilişkisine dayalı faturaya bağlanmış bir alacak olduğundan likit niteliktedir. Bu durumda mahkemece İİK’nun 67/2 maddesi uyarınca davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekir.

YARGITAY İLAMI

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı konusu kalmayan dava hakkında bir karar verilmesine yer olmadığına yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

Dava, faturaya dayalı alacağın tahsili için girişilen icra takibine vaki itiraz üzerine açılan itirazın iptali ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir.

Davalı vekili, cevabında, davacının ifasının sözleşme şartlarına aykırı olup, müvekkili nezdinde herhangi bir alacağı doğmadığını, icra tehdidinden kurtulmak için icra dosyasına borç tutarının ödendiğini, davanın konusuz kaldığını belirterek, karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmesini istemiştir.

Mahkemece davanın açılmasından sonra davalı yanca icra dosyasına ödeme yapıldığı, borcun tamamen kapatıldığı, davanın bu nedenle konusuz kaldığı, icra inkar tazminatı talebinin şartları bulunmadığı gerekçesiyle davanın konusu kalmadığından karar verilmesine yer olmadığına, davacı vekilinin icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Davacı vekilinin temyizi icra inkar tazminatına yöneliktir. Davalı, dava açıldıktan sonra borcu ödemekle itirazında haksız olduğunu kabullenmiş bulunmaktadır. Dava konusu alacak, hizmet ilişkisine dayalı faturaya bağlanmış bir alacak olduğundan likit niteliktedir. Bu durumda mahkemece İİK’nun 67/2 maddesi uyarınca davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekirken bu yöndeki talebin reddinde isabet görülmemiştir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 24.01.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Not: Corpus’da yer alan içtihat metinlerinin basılı yayında ve ticari olmayan elektronik ortamda kullanılması referans gösterilmek şartıyla (www.corpus.com.tr) serbesttir.

  • FATURANIN, BORÇLU TARAFIN TİCARİ DEFTERLERİNE DE KAYDEDİLMESİ VE VERGİ DAİRESİNDE KDV İNDİRİMİNDEN FAYDALANILMASI MALIN TESLİM EDİLDİĞİNİ İSPATLAMAKTADIR

T.C.
YARGITAY
ONDOKUZUNCU HUKUK DAİRESİ

Esas: 2015/14027
Karar: 2016/3633
Tarih: 02.03.2016
  • MAL VE HİZMET FATURA BEDELLERİNİN TAHSİLİ
  • YANILGILI DELİL DEĞERLENDİRMESİ
  • İTİRAZIN İPTALİ


(213 s. VUK m. 231) (6762 s. TTK m. 23)

ÖZET

Dava konusu icra takibinin dayanağı olan faturalar davalı defterlerinde kayıtlı olduğu gibi davalının bu faturalara dayalı olarak KDV indiriminden de yararlandığı anlaşıldığından dava konusu malların davalıya teslim edildiği kabul edilerek sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gözetilmelidir.

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vek. Av. …, davalı şirket temsilcisi … ve vek. Av. … ile fer’i müdahiller vek. Av. …’ın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların ve şirket yetkili temsilcisinin sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

-KARAR-

Dava, davacı şirket tarafından, düzenlenen mal ve hizmet faturalarının bedellerinin davalıdan tahsili için başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.

Davalı vekili, davacının hiçbir ad altında müvekkilinden alacağının bulunmadığını bildirerek, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, toplanan deliller ve bilirkişi raporuna göre, dava konusu faturalar sebebiyle davacı şirketin alacaklı olmadığı, davacının takipte kötüniyetli olduğunun ispatlanamadığı gerekçeleriyle davanın ve davalının kötüniyet tazminatı taleplerinin reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Dava konusu icra takibinin dayanağı olan faturalar davalı defterlerinde kayıtlı olduğu gibi davalının bu faturalara dayalı olarak KDV indiriminden de yararlandığı dosya içeriğinden anlaşılmaktadır. Bu durumda, dava konusu malların davalıya teslim edildiğinin kabulü gerekir. Mahkemece bu yön bakımından delillerin değerlendirilmesinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacı vekilinin öteki temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunan davacı yararına takdir olunan 1.100TL duruşma vekalet ücretinin davalı ve fer’i müdahillerden alınarak davacıya ödenmesine, peşin harcın istek halinde iadesine, 02/03/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Not: Corpus’da yer alan içtihat metinlerinin basılı yayında ve ticari olmayan elektronik ortamda kullanılması referans gösterilmek şartıyla (www.corpus.com.tr) serbesttir.

  • TARAFLARCA YETKİ DÜZENLEMESİ YAPILAN BİR BELGE SUNULMUYOR İSE FATURAYA DAYALI İCRA TAKİBİNDE ALACAKLININ YERLEŞİM YERİNDEKİ İCRA DAİRESİ YETKİLİDİR

T.C.
YARGITAY
ONİKİNCİ HUKUK DAİRESİ

Esas: 2015/23087
Karar: 2016/625
Tarih: 13.01.2016
  • BORCA İTİRAZ
  • YETKİ İTİRAZI


(2004 s. İİK m. 50) (6098 s. Borçlar K m. 89) (818 s. BK m. 73)

ÖZET

Somut olayda, faturalara dayalı olarak genel haciz yolu ile ilamsız icra takibine karşı borçlu yetki itirazında bulunmuş, icra mahkemesine sunduğu cevap dilekçesinde, alacaklı ile arasındaki hukuki ilişkiyi kabul etmiştir. Borçlunun borcu, bir miktar paradan ibaret olup, TBK’nun yukarıda yer verilen hükmü uyarınca alacaklının ikametgahı ifa yeri sayılır. Borçlu tarafça para borcunun ifa yeri olarak bir başka belge de sunulmadığına göre, BK’nun 73/1. (TBK.nun 89/1) maddesine göre, alacaklının kendi ikametgahında icra takibi başlatılmasında hukuka aykırılık bulunmamaktadır. O halde mahkemece, borçlunun yetki itirazının yerinde olmadığı anlaşılmakla yetki itirazının kaldırılarak borca yönelik itirazların esasının incelenmesi ve oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekir iken yazılı gerekçe ile aksi yönde hüküm tesisi isabetsizdir.

Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi …. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:

Alacaklı tarafından genel haciz yoluyla ilamsız icra takibine başlandığı, örnek (7) numaralı ödeme emrinin tebliği üzerine borçlunun yasal sürede icra dairesine verdiği dilekçe ile yetkiye ve borca itiraz ettiği, alacaklının itirazın kaldırılması istemi ile icra mahkemesine başvurduğu, mahkemece istemin reddedildiği görülmektedir.

İİK’nun 50. maddesinin birinci fıkrasına göre HMK’da yetkiye ilişkin hükümler para ve teminat alacaklarına dayalı takiplerde kıyas yolu ile uygulanır. Aynı fıkranın ikinci cümlesinde, takibe konu akdin yapıldığı icra dairesinin de yetkili olduğu öngörülmüştür.

İİK’nun 50. maddesinin göndermesi ile uygulanması gereken HMK’nun 10. maddesine göre, sözleşmeden doğan davalar, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabilir.

Sözleşmenin ifa yeri, BK’nun 73. (TBK 89.) maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre, öncelikle borcun ifa yeri tarafların açık veya örtülü iradelerine göre belirlenir. Şayet aksine bir anlaşma yoksa para borçlarında borç alacaklısının ödeme zamanındaki ikametgahında ödenir. Ancak aranacak ya da aldırılacak borçlarda bu madde uygulanmaz. Nitekim Hukuk Genel Kurulu’nun 2001/12-1162-1191 sayılı kararında da bu kural benimsenmiştir. Ancak TBK’nun 89. maddesinin uygulanabilmesi için akdi ilişkinin kabul edilmesi gerekmektedir.

Somut olayda, faturalara dayalı olarak genel haciz yolu ile ilamsız icra takibine karşı borçlu yetki itirazında bulunmuş, icra mahkemesine sunduğu cevap dilekçesinde, alacaklı ile arasındaki hukuki ilişkiyi kabul etmiştir. Borçlunun borcu, bir miktar paradan ibaret olup, TBK’nun yukarıda yer verilen hükmü uyarınca alacaklının ikametgahı ifa yeri sayılır. Borçlu tarafça para borcunun ifa yeri olarak bir başka belge de sunulmadığına göre, BK’nun 73/1. (TBK.nun 89/1) maddesine göre, alacaklının kendi ikametgahında icra takibi başlatılmasında hukuka aykırılık bulunmamaktadır.

O halde mahkemece, borçlunun yetki itirazının yerinde olmadığı anlaşılmakla yetki itirazının kaldırılarak borca yönelik itirazların esasının incelenmesi ve oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekir iken yazılı gerekçe ile aksi yönde hüküm tesisi isabetsizdir.

L.B.

Not: Corpus’da yer alan içtihat metinlerinin basılı yayında ve ticari olmayan elektronik ortamda kullanılması referans gösterilmek şartıyla (www.corpus.com.tr) serbesttir.

  • AÇIK FATURALARIN ÖDENDİĞİNİ İSPAT YÜKÜ BORÇLU TARAFTADIR

T.C.
YARGITAY
ONDOKUZUNCU HUKUK DAİRESİ

Esas: 2016/1931
Karar: 2016/10233
Tarih: 07.06.2016

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

– K A R A R –

Davacı vekili, müvekkilinin faturalara dayalı alacak için yaptığı icra takibine davalının haksız olarak itiraz ettiğini belirterek, itirazın iptaline ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, faturaların kapalı fatura olduğunu, müvekkilinin borçlu olmadığını savunarak, davanın reddine ve kötüniyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.

Mahkemece toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, takibe konu faturaların kapalı fatura olup borcun ödendiğine karine teşkil ettiği, karinenin aksinin davalı tarafından ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine ve kötüniyet tazminatına karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Dava, irsaliyeli faturalara dayalı icra takibine karşı itirazın iptali davasıdır. Fatura içerisine alt kısma atılan satıcı kaşe ve imzası faturayı kapalı fatura haline getirir. Kapalı fatura mal bedelinin ödendiğine karinedir. Takibe konu irsaliyeli faturaların üst kısmında davacı şirketin kaşesi ve imzası bulunmakta olup faturalar açık faturadır. Ayrıca dava konusu faturalar davalının ticari defterlerinde kayıtlıdır. Bu durumda ispat yükü faturalar nedeniyle borçlu olmadığını savunan davalıda olduğu halde yanılgılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bozulması gerekmiştir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 07/06/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Not: Corpus’da yer alan içtihat metinlerinin basılı yayında ve ticari olmayan elektronik ortamda kullanılması referans gösterilmek şartıyla (www.corpus.com.tr) serbesttir.

  • FATURANIN ÖDENDİĞİ YAZILI DELİLLERLE İSPAT EDİLMELİDİR

T.C.
YARGITAY
ONDOKUZUNCU HUKUK DAİRESİ

Esas: 2014/4602
Karar: 2014/6813
Tarih: 09.04.2014

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

– K A R A R –

Davacı vekili, müvekkili tarafından davalıya mal satıldığını, faturalardan kaynaklı alacağın ödenmediğini, alacağın tahsili için başlatılan takibin itiraz sonucu durduğunu ileri sürerek itirazın iptali ile takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı, davacının daha önceden aynı faturalara dayalı icra takibi başlattığını, itirazla takibin durduğunu, fatura bedellerinin çek ve elden nakit ile ödendiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

Mahkemece toplanan deliller ve alınan bilirkişi raporu doğrultusunda, dava konusu faturaların davalının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, davalının ödemeyi yazılı delillerle ispat edemediği gerekçesiyle davanın kabulüne itirazın iptali ile takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.

Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına, 09.04.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Not: Corpus’da yer alan içtihat metinlerinin basılı yayında ve ticari olmayan elektronik ortamda kullanılması referans gösterilmek şartıyla (www.corpus.com.tr) serbesttir.

FATURA ALACAĞINA FAİZ İŞLETEBİLMEK İÇİN FATURA TARİHİNİN VEYA TEBLİĞİNİN DİKKATE ALINMASI YETERLİ DEĞİLDİR- FATURA BORÇLUSU TEMERRÜDE DÜŞÜRÜLÜR İSE FATURA ALACAĞINA FAİZ İŞLETİLEBİLİR

T.C.
YARGITAY
ONÜÇÜNCÜ HUKUK DAİRESİ

Esas: 2003/14321
Karar: 2004/3857
Tarih: 23.03.2004
  • FAİZ
  • FATURA TEBLİĞİ
  • İTİRAZIN İPTALİ DAVASI
  • TEMERRÜT


(818 s. BK. m. 101)

ÖZET

Muaccel bir borcun borçlusu alacaklının ihtarı ile mütemerrit olur. Davacı, icra takip tarihinden evvel davalıyı temerrüde düşürdüğünü ispat edememiştir. Tek taraflı olarak düzenlenen fatura tarihi salt veya bunun tebliği davalının temerrüdü için yeterli değildir. Bu durumda davalının başlatılan icra takibi ile birlikte temerrüde düştüğünün kabulü zorunludur. Mahkemece, fatura tarihinden icra takip tarihine kadar işlemiş faiz hesabı yapılması hatalıdır.

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR

Davacı, davalıya tıbbı malzeme sattığını, davalının 1.875.510.000 TL tutarındaki fatura bedelini ödemediğini, alacağın tahsili amacı ile giriştiği icra takibine de itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptaline %40 tazminatın tahsiline karar verilmesini istemiştir.

Davalı, davanın reddini dilemiştir.

Mahkemece, bilirkişi raporu esas alınarak 1.875.510.000 TL asıl alacak ve 3.536.482.495 TL faiz toplam 5.411.992.495 TL üzerinden itirazın iptaline, 750.204.000 TL inkar tazminatının tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.

1- Davalı, 2001/2597 esas sayılı icra takip dosyasına verdiği itiraz dilekçesinde 1.875.510.000 TL tutarındaki asıl alacak yönünden borcu kabul etmiş olup, itirazı sadece faiz ve faiz oranına ilişkindir. Bu durumda asıl alacak hakkındaki icra takibi kesinleşmiştir. Nitekim anılan icra takip dosyası içerisindeki 31.8.2002 günlü icra tutanağında borçlunun 1.875.510.000 TL tutarındaki borcu kabul etmesi nedeni ile bu miktar alacak üzerinden icra müdürlüğünce takibin devamına karar verilmiştir. Hal böyle olunca eldeki itirazın iptali davasının konusunun asıl alacağa yürütülen işlemiş faiz ile bunun oranı olduğu açık ve belirgindir. Bu nedenle dava konusu olmayan asıl alacak ve bu alacak üzerinden davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.

2- Muaccel bir borcun borçlusu alacaklının ihtarı ile mütemerrit olur (BK. 101/1 md). Davacı, icra takip tarihinden evvel davalıyı temerrüde düşürdüğünü ispat edememiştir. Tek taraflı olarak düzenlenen fatura tarihi salt veya bunun tebliği davalının temerrüdü için yeterli değildir. Bu durumda davalının başlatılan icra takibi ile birlikte temerrüde düştüğünün kabulü zorunludur. Mahkemece, fatura tarihinden icra takip tarihine kadar işlemiş faiz hesabı yapılması doğru değildir. Diğer taraftan mahkemece, takip tarihinden itibaren asıl alacağa yasal faiz uygulanmasına karar verildiği davacının da hükmü bu yönü ile temyiz etmediğine göre 1.875.510.000 TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına karar vermekle yetinilmesi gerekirken yazılı şekilde işlemiş faize hükmedilmiş olması doğru değildir. Bozmayı gerektirir.

SONUÇ : Temyiz olunan kararın yukarıda birinci ve ikinci bentte belirtilen nedenlerle davalı yararına BOZULMASINA, 23.3.2004 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Not: Corpus’da yer alan içtihat metinlerinin basılı yayında ve ticari olmayan elektronik ortamda kullanılması referans gösterilmek şartıyla (www.corpus.com.tr) serbesttir.

İCRA TAKİBİNDE FATURA ALACAĞI İÇİN İSTENEN FAİZ TÜRÜ, İTİRAZIN İPTALİ DAVASINDA DA TARAFLAR VE HAKİM İÇİN BAĞLAYICIDIR- MAHKEMECE TAKİP TALEBİNDEKİ FAİZ TÜRÜNÜ DEĞİŞTİRİR ŞEKİLDE FAİZE HÜKMEDİLEMEZ

T.C.
YARGITAY
ONDOKUZUNCU HUKUK DAİRESİ

Esas: 2015/14523
Karar: 2016/4276
Tarih: 09.03.2016

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

– K A R A R –

Davacı vekili, davalının müvekkilinden irsaliyeli fatura karşılığı mal aldığını, ancak satış bedelini ödemediğini, hakkında başlatılan ilamsız takibe de itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptaline, takibin devamına ve % 20 oranında icra inkâr tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, takibe ve davaya konu fatura bedellerinin ödendiğini, zira 2012 yılına ait bu fatura bedellerinin ödenmemiş olması halinde davacının kendilerine mal vermeye devam etmeyeceğini savunarak davanın reddini istemiş, 03.03.2014 tarihli duruşmada ise savunmalarını değiştirdiklerini, davacının müvekkiline herhangi bir mal teslim etmediğini beyan etmiştir.

Mahkemece, davalının cevap dilekçesinde ödeme savunmasında bulunduğu, bu şekilde ispat yükünü üzerine aldığı, 03.03.2014 tarihli ön inceleme duruşmasında savunmanın değiştirildiği, ancak davacı vekilinin buna muvafakat etmediği, buna göre davalının ödeme yönündeki savunmasını yazılı delillerle ispat edemediği gerekçesiyle, davanın kabulüne, itirazın 40.511,13 TL asıl alacak yönünden iptaline, asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi uygulanmasına, haksız olarak itiraz edilen asıl alacağın %20’si oranında icra inkâr tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.

(1) Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.

(2) Her ne kadar mahkemece asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi uygulanmasına karar verilmiş ise de, davacı-takip alacaklısı takip talebinde asıl alacağa takip tarihinden itibaren faiz oranındaki artışa ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla değişen oranlarda yasal faiz uygulanmasını istemiştir. İtirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı bir dava türüdür. Bu sebeple asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi uygulanması HMK’nın 26. maddesi uyarınca talep aşımı olarak değerlendirilmiş (HMK. m. 26), doğru görülmemiştir. Ancak, bu husus yeniden yargılama yapmayı gerektirmediğinden 6100 sayılı HMK’nun geçici 3. maddesi ve 5236 sayılı kanunun geçici 2. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 5236 sayılı kanunun 16. maddesiyle değiştirilmeden önceki 438/7 maddesi gereğince mahkeme kararının düzeltilerek onanmasına karar verilmesi gerekmiştir.

SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle hükmün “1” nolu bendindeki “asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi uygulanmasına,” ifadesinin hükümden çıkarılarak yerine “asıl alacağa takip tarihinden itibaren değişen oranlarda yasal faiz uygulanmasına,” ifadesinin yazılarak, hükmün değiştirilen bu haliyle düzeltilerek ONANMASINA, 09.03.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Not: Corpus’da yer alan içtihat metinlerinin basılı yayında ve ticari olmayan elektronik ortamda kullanılması referans gösterilmek şartıyla (www.corpus.com.tr) serbesttir.

FATURAYA DAYALI İCRA TAKİBİNDE TARAFLARIN TACİR OLMASI SEBEBİYLE AVANS FAİZİ YÜRÜTÜLMESİ GEREKMEKTEDİR.- İCRA TAKİBİNDE DEĞİŞEN ORANLI AVANS FAİZİ İŞLETİLMESİNE DAİR HAK SAKLI TUTULMAZ İSE TAKİP TALEBİNDEKİ ORANI GEÇECEK ŞEKİLDE FAİZ İŞLETİLEMEZ

T.C.
YARGITAY
YİRMİÜÇÜNCÜ HUKUK DAİRESİ

Esas: 2015/3322
Karar: 2016/88
Tarih: 13.01.2016

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

– K A R A R –

Davacı vekili, müvekkili şirket ile davalı arasında, davalının … ili, … ilçesindeki işyerinde 30.11.2011 ile 30.10.2012 tarihleri arasında, müvekkili şirket tarafından görevlendirilen …’nun “saha kalite kontrol görevlisi” sıfatıyla görev yapması konusunda sözlü anlaşma yapıldığını, bu anlaşma ile, …’nun şehir dışında çalışması nedeniyle kalacak yer ve yol masrafları için aylık 1.300,00 Euro + KDV olmak üzere belirlenen gözetim bedelinin, davalı şirketçe müvekkiline ödenmesine karar verildiğini, müvekkilinin sözkonusu anlaşmaya istinaden …’nu söz konusu adreste görevlendirdiğini, …’nun davalı bünyesinde sigortalı olarak çalışmaya başladığını, maaşının davalı şirket tarafından ödendiğini, belirlenen tarihler arası görevini yerine getirmesinin sağlandığını, bu süre zarfında gözetim bedellerinin davalı şirkete faturalandırıldığını ve gönderildiğini, davalı tarafından 2011 yılı Aralık ayı ile 2012 yılı, Ocak, Şubat, Mart ve Nisan aylarına ilişkin fatura bedellerinin müvekkiline ödenmesine rağmen 2012 yılı Mayıs, Haziran, Temmuz, Ağustos, Eylül ve Ekim aylarına ait fatura bedellerinin müvekkiline ödenmediğini, bunun üzerine müvekkili tarafından … Noterliği’nin 08.11.2012 tarih ve 22002 sayılı ihtarnamesi ile borcun ödenmesinin ihtar edildiğini, ihtarnameye cevap verilmemesi üzerine davalı aleyhine … İcra Müdürlüğü’nün 2012/25015 E. sayılı dosyası ile, altı adet fatura bedeli olan 19.444,56 TL ile 113.63 TL ihtar masrafının tahsili için icra takibi başlatıldığını, davalının itirazı üzerine takibin durduğunu, itirazın haksız ve dayanaksız olduğunu ileri sürerek, itirazın iptali ile icra inkâr tazminatının tahsilini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, davacı şirket ile müvekkili arasında …’nun görevlendirilmesi hususunda bir sözleşmenin bulunmadığını, daha önce müvekkilince ödenen 2011 yılı Aralık ayı ile 2012 yılı Ocak, Şubat, Mart ve Nisan aylarına ait faturaların sehven ödendiğini, bu konuda istirdat haklarının saklı olduğunu, davacı şirketin göndermiş olduğu diğer faturalara … Noterliği’nin 19.11.2012 tarih ve … sayılı ihtarnamesi ile itiraz edildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davacı tarafından davalı aleyhine 19.11.2012 tarihinde … İcra Müdürlüğü’nün 2012/25015 E. sayılı dosyası ile 19.444,56 TL asıl alacak, 705,46 TL işlemiş faiz ve 113,68 TL ihtarname masrafı olmak üzere toplam 20.263,70 TL alacağın tahsili için ilamsız icra takibi başlatıldığı, tarafların ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, 2012 yılı Mayıs, Haziran, Temmuz, Ağustos, Eylül ve Ekim aylarına ait faturaların davalı defterlerinde kayıtlı olmadığı, davacı tarafından düzenlenen 2011 yılı Aralık ayı faturası ile 2012 yılı Ocak, Şubat, Mart ve Nisan aylarına ait faturaların ise davalı deferlerinde kayıtlı olduğu ve söz konusu faturaların davalı tarafından ödendiği, davacının, taraflar arasında …’nun davalı işyerinde görevlendirilmesi hususunda sözlü anlaşma olduğunu belirtmesine rağmen davalı tarafın bu sözleşme ilişkisini reddettiği, dosya kapsamında taraflar arasındaki bu sözleşmeye ilişkin herhangi bir belgenin bulunmadığı, taraflar arasındaki ilişkiyi ispata yarayacak tek olgunun davacı tarafından davalıya gönderilmiş beş adet faturaya itiraz edilmeyerek, davalının ticari defterlerine kaydedilmesi ve fatura bedellerinin davalı tarafça davacıya ödenmesi olduğu, faturanın, sözleşmenin kurulmasına değil, sözleşmenin ifasına ilişkin bilgileri içerdiğinden, faturaya süresinde itiraz edilmemesi halinde, 6102 sayılı TTK’nın 21/1 hükmündeki karinenin işlerlik kazanması için ilk olarak taraflar arasındaki sözleşmenin ispatının gerektiği, davacı tarafından davalıya gönderilmiş faturalara itiraz edilmemiş olmasından yola çıkılarak taraflar arasında bir sözleşme ilişkisinin var olduğu kanaatine varılamayacağı, ancak, davalının söz konusu faturalara itiraz etmediği gibi ticari defterlerine kaydederek fatura bedellerini ödediği, dosya kapsamından davalının davacıya ödeme yapmasına neden olacak başkaca bir borç ilişkisinin varlığının anlaşılamadığı, davalı tarafın bu ödemeleri sehven yaptığını iddia etmesine rağmen bu iddiasını ispat edemediği gibi davalının tek bir faturayı değil, birden çok faturayı ticari defterine kaydedip, fatura bedellerini ödediği, davalının, davacı tarafından varlığı iddia edilen sözleşme ilişkisine uygun birden çok edimi ifa ettiği, bu nedenle davacının davalıdan ödenmeyen faturalara konu miktar kadar alacağı bulunduğu, davalıyı, takipten önce temerrüde düşürmemiş olması nedeniyle işlemiş faiz talebinin reddi gerektiği, tarafların tacir olması sebebiyle avans faizi yürütülmesi gerektiği, icra takibinde değişen oranlara ilişkin faiz hakkı saklı tutulmadığından takip tarihinden itibaren yıllık % 17,75 oranını geçmemek üzere değişen oranlarda avans faizi yürütülmesi ve alacak likit olduğundan icra inkâr tazminatına hükmedilmesi gerektiği belirtilerek, davanın kısmen kabulü ile davalının itirazının iptaline, işlemiş faiz talebinin reddine, takibin 19.558,24 TL asıl alacağa yıllık % 17,75 oranını geçmemek üzere değişen oranlarda avans faizi uygulanarak devamına, alacağın % 20’si oranında icra inkâr tazminatının tahsiline karar verilmiştir.

Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.

Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 13.01.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Not: Corpus’da yer alan içtihat metinlerinin basılı yayında ve ticari olmayan elektronik ortamda kullanılması referans gösterilmek şartıyla (www.corpus.com.tr) serbesttir.

Yorum bırakın

Scroll to Top

ÇIVGIN HUKUK & ARABULUCULUK sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin

Powered by Joinchat