TÜRK HUKUKUNDA NİŞANLANMA

Nişanlanma nedir?

Nişanlanma kurumu, Türk Medeni Kanununun 118. maddesinde düzenlenmiş olup tarafların birbirlerine evlenme vaadi vermesi olarak tanımlanmıştır. Bu vaadin, her iki tarafça verilmesi gerekmedir. Bir başka deyişle, sadece bir tarafın evlenme vaadinde bulunması nişanlılığın oluşmasını sağlamaz. Nişanın hukuken geçerli olması için belli bir rituel içinde yapılmış olması, nişanın duyurulması(ilan edilmesi) ve aile bireylerinin şahitliği çerçevesinde yapılması gerekmektedir.

Kimler nişanlanabilir? Nişanlanmak için yaş şartı var mıdır?

Ayırt etme gücüne sahip kişiler nişanlanma akdini yapabilirler. Küçük veya kısıtlıların da nişanlanma iradesini açıklaması mümkündür. Ancak küçük veya kısıtlıların nişanlılığın tüm yükümlülüklerinden ve bilhassa maddi sonuçlarından sorumlu tutulması için yasal temsilcilerinin/ velilerinin/ vasilerinin onayı gerekmektedir. Aksi halde, nişanlanmanın maddi sonuçlarından küçük veya kısıtlı sorumlu tutulamaz.

Nişanlanma evliliğe zorlama hakkı verir mi? Nişanlandıktan belli bir süre sonra evlenme yükümlülüğü var mıdır?

Nişanlanmanın evliliğe zorlama hakkı vermediğini önemle belirtmek gerekir. Nişanlanan taraflardan birinin, diğer tarafı evlenmeye zorlamak için herhangi bir dava açma hakkı da yoktur. Taraflar, nişanın bozulması halinde bir cayma tazminatı veyahut cezai şart belirlemiş ise bu tazminat veya şartın ödenmesi için de dava açılamaz. Ancak böyle bir tazminat veya şart ödenmiş ise yapılan ödeme de geri istenemez.

Nişanı kusurlu olarak bozan taraftan tazminat talep edilebilir mi?

Nişanlılardan biri haklı bir sebep olmaksızın nişanı bozduğu veya nişan taraflardan birine yükletilebilen bir sebeple bozulduğu takdirde; kusuru olan taraf, diğerine evlenme amacıyla yaptığı harcamalar, katlandığı maddî fedakârlıklar ve nişan giderleri karşılığında uygun bir tazminat vermekle yükümlüdür.

Ayrıca nişanın bozulması yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan manevî tazminat olarak uygun miktarda bir para ödenmesini isteyebilir. Dikkat edilmelidir ki yargı kararlarında yalnızca nişanın bozulmasından doğan üzüntü sebebiyle manevi tazminata hükmedilemeyeceği belirtilmiş, bu tazminata hükmedilebilmesi için doğal üzüntüyü aşan bir manevi zararın/ objektif zararın meydana gelmesi aranmıştır.

Yukarıda açıklanan maddi ve manevi tazminat taleplerinde bulunmak için diğer tarafın kusurlu olması ve hem kusurun hem de uğranılan zararın açılacak davada ispat edilmesi gerekmektedir. Nişanı bozan tarafın haklı olup olmadığını, hâkim takdir edecektir.

Nişan bozulur ise nişan dolayısıyla verilen hediyelerin akıbeti ne olur?

Türk Medeni Kanununun 122. Maddesine göre; nişanlılık evlenme dışındaki bir sebeple sona ererse, nişanlıların birbirlerine veya ana ve babanın ya da onlar gibi davrananların, diğer nişanlıya vermiş oldukları alışılmışın dışındaki hediyeler, verenler tarafından geri istenebilir. Hediye aynen veya mislen geri verilemiyorsa, sebepsiz zenginleşme hükümleri uygulanır ve nakdi karşılığının verilmesi gerekir. Nişan hediyelerinin iadesi noktasında, tarafların kusur durumu dikkate alınmaz.

Geri verilmesi gereken ‘’alışılmışın dışındaki hediye’’ nedir?

Kanuni düzenleme, geri verilmesi gereken hediyeleri ‘’alışılmışın dışındaki hediyeler’’ olarak ifade etmiş, bu hediyelerin ne olduğunu açıkça saymamıştır. Bu nedenle, ‘’alışılmışın dışındaki hediyeler’’ kavramı, doktrin ve yargı kararları çerçevesinde açıklanmıştır. Ayrıca tarafların sosyoekonomik durumları ve yerel örf adetler de hangi hediyenin alışılmış dışı olduğunu belirlemede yardımcıdır. Özellikle belirtilebilir ki hediye bedelinin yüksek olması, antika/ aile yadigarı olması alışılmışın dışında olduğunu göstermektedir. Alışılmış hediyelerden kasıt; giymekle, kullanmakla eskiyen ve tüketilen eşyalardır. Giymekle, kullanılmakla eskiyen ve tüketilen eşyaların iadesine karar verilemez. Nişan dolayısıyla verilen hediye, olağan bir hediye ise geri istenemez. Yargıtay’ın yerleşik uygulamalarına göre; nişan yüzüğü dışında kalan tüm altın, takı ve ziynet eşyaları mutad dışı hediye olarak kabul edilmiştir.

Nişanlılık dolayısıyla açılacak davalarda zamanaşımı süresi nedir?

Nişanlılığın sona ermesinden doğan dava hakları, sona ermenin üzerinden bir yıl geçmekle zamanaşımına uğramaktadır.

Nişanlılık dolayısıyla açılacak davalarda görevli ve yetkili mahkeme nedir?

Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanunun 4.maddesi uyarınca 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun İkinci Kitabı ile 4722 sayılı Türk Medeni Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun kapsamındaki aile hukukundan doğan dava ve işler Aile Mahkemesinde görülür. Nişan ve nişanın bozulmasının sonuçlarına ilişkin hükümler Türk Medeni Kanunun İkinci Kitabında ve Aile Hukuku başlığı altında düzenlenmiştir. O halde; nişan hediyelerinin iadesine ilişkin olan davanın Aile Mahkemesinde, Aile Mahkemesi olmayan yerlerde ise Aile Mahkemesi sıfatıyla Asliye Hukuk Mahkemesinde görülmesi gerekmektedir.

Söz konusu davaların hukuk tekniğindeki diğer detayları ile davaların hukuki ve usuli takibi için açılacak davalarda veya dava öncesi süreçlerde avukat yardımı alınması gerektiğini önemle hatırlatırız. Hukuki yardım almak için lütfen ofisimizi arayınız.

İLGİLİ İÇTİHATLAR

EVLİ OLAN KİŞİ YENİDEN NİŞANLANAMAZ. ŞAYET YAPILMIŞ İSE NİŞAN GEÇERSİZDİR. DAVA, AİLE HUKUKUNDAN DEĞİL, HAKSIZ FİİLDEN KAYNAKLI DAVA OLARAK DEĞERLENDİRİLMELİ VE ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNDE GÖRÜLMELİDİR.

T.C.
YARGITAY
ÜÇÜNCÜ HUKUK DAİRESİ

Esas: 2013/15535
Karar: 2014/884
Tarih: 23.01.2014
  • GÖREV
  • NİŞANLANMA


(4721 s. MK m. 118) (4787 s. Aile Mahkemeleri K m. 1, 4)

ÖZET

TMK.nun 118. maddesi hükmüne göre; “nişanlanma, evlenme vaadiyle olur”. Gerçekte evli olan birisi bir başkası ile yeniden nişanlanma akdi yapamaz. Şayet yapılmış ise, yapılan bu akit geçersiz olup, yasal anlamda nişan akdi olarak kabulü olanaksızdır. Ayrıca, karı-koca gibi tarafların birlikte yaşaması da değerlendirildiğinde eylem haksız fiil niteliğindedir. Bu durumda da Aile Mahkemesi tarafından yargılama yapılması mümkün değildir. Görev, kamu düzenine ilişkin olup, taraflarca ileri sürülmese bile, mahkemece re’sen nazara alınması gerekmektedir. O halde, davanın dayanağı haksız fiil olduğundan, 4787 sayılı Kanun’un 1. maddesi ile 4. maddelerinin birlikte değerlendirilmesi halinde, bu tür davaların Aile Mahkemelerinin görevi dahilinde olmadığı, bu nedenle mahkemece, miktar itibariyle davaya Asliye Hukuk Mahkemesinde bakılmak üzere görevsizlik kararı verilmesi gerekir.

Taraflar arasında görülen tazminat davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.

Y A R G I T A Y K A R A R I

Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Davacı vekili dilekçesinde; tarafların 2010/Temmuz ayında nişanlandıklarını, 1,5 yıl nişanlı kaldıklarını, bu süreçte davacının eski eşiyle boşanma davası sürdüğünden sorunlar çıktığını, ailelerin arasının bozulduğunu, davalının ailesi uzlaşmayı kabul etmeyince, davalının kendi isteği ve rızası ile 28.03.2012 tarihinde evden kaçtığını, 5,5 ay birlikte yaşadıklarını, düğüne çok kısa bir süre kaldığında davalının, polise “zorla alıkonulduğu” ihbarında bulunduğunu belirterek, nişanda davalıya takılan 8 bilezik ve tektaş yüzüğün iadesini, olmadığı taktirde bedeli olan 10.000 TL ve ayrıca 10.000 TL manevi tazminatın tahsilini talep etmiştir.

Davalı vekili cevabında; davanın zamanaşımı nedeniyle reddini istemiş, ayrıca iddiaların yersiz olduğunu, 6 ay boyunca kendisini zorla evlerinde tuttuklarını belirtmiş, yargılamada ise; 6 ay karı-koca gibi yaşadıklarını, bu yaşamın evlilik gibi olduğunu altınların iadesinin istenemeyeceğini savunmuştur.

Mahkemece; taraflar arasında yaşananların nişan akti olarak yorumlanması gerektiği ve ziynet eşyalarının mutat dışı hediye olduğu gerekçe gösterilerek davanın kısmen kabulün, manevi tazminat talebi ile davalılar Hamza ve D.. Y..’a yönelik davanın ise reddine karar verilmiştir.

Hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmektedir.

Somut olayda; her ne kadar davanın niteliği “nişan bozulması nedeniyle tazminat” davası olarak adlandırılmış ve bu nedenle Aile Mahkemesinde yargılama yapılarak sonucuna uygun karar verilmiş ise de, nişanlanma tarihinde davacının bir başkasıyla evli olduğu, boşanma kararının 08.08.2011 tarihinde kesinleştiği, ayrıca tarafların 5,5-6 ay kadar nikah olmaksızın karı-koca hayatı yaşadıkları anlaşılmaktadır.

Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun’un 4.maddesi uyarınca, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun İkinci Kitabı ile 4722 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun kapsamındaki aile hukukundan doğan dava ve işler Aile Mahkemesinde görülür.

Yine, TMK.nun 118.maddesi hükmüne göre; “nişanlanma, evlenme vaadiyle olur”. Gerçekte evli olan birisi bir başkası ile yeniden nişanlanma akdi yapamaz. Şayet yapılmış ise, yapılan bu akit geçersiz olup, yasal anlamda nişan akdi olarak kabulü olanaksızdır. Ayrıca, karı-koca gibi tarafların birlikte yaşaması da değerlendirildiğinde eylem haksız fiil niteliğindedir. Bu durumda da Aile Mahkemesi tarafından yargılama yapılması mümkün değildir.

Görev, kamu düzenine ilişkin olup, taraflarca ileri sürülmese bile, mahkemece re’sen nazara alınması gerekmektedir.

O halde, davanın dayanağı haksız fiil olduğundan, 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun’un 1.maddesi ile 4.maddelerinin birlikte değerlendirilmesi halinde, bu tür davaların Aile Mahkemelerinin görevi dâhilinde olmadığı, bu nedenle mahkemece, miktar itibariyle davaya Asliye Hukuk Mahkemesinde bakılmak üzere görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, işin esası hakkında hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.

Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 23.01.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Not: Corpus’da yer alan içtihat metinlerinin basılı yayında ve ticari olmayan elektronik ortamda kullanılması referans gösterilmek şartıyla (www.corpus.com.tr) serbesttir.

RESMİ NİKAH OLMAKSIZIN KARI-KOCA GİBİ YAŞAYAN KİMSELERİN ZİYNET VE TAZMİNAT TALEBİNE İLİŞKİN DAVASI, HAKSIZ FİİLE DAYALI DAVA OLARAK ASLİYE HUKUK MAHKEMELERİNDE GÖRÜLMELİDİR

T.C.
YARGITAY
ÜÇÜNCÜ HUKUK DAİRESİ

Esas: 2013/12717
Karar: 2013/13508
Tarih: 30.09.2013
  • GÖREV
  • NİŞANLANMA
  • TAZMİNAT DAVASI


(4721 s. MK m. 118)

ÖZET

Somut olayda; dosyadaki tüm bilgi ve belgelere ve tanık beyanlarına göre, davacının davalı ile resmi nikah olmaksızın karı koca hayatı yaşamak üzere düğün yapıp biraraya geldiği anlaşılmaktadır. Yargıtay’ın yerleşmiş içtihatlarında bu tip durumlarda, eylemin haksız fiil niteliğinde olduğu ve nişan kapsamında değerlendirilemeyeceği vurgulanıp, davanın Aile Mahkemesinde değil, genel mahkemede bakılıp sonuçlandırılması gerektiği şeklindedir. Görev kamu düzenine ilişkin olup, mahkemece re’sen gözetilmelidir. Mahkemece; taraflar arasındaki ilişkinin “nişan” olarak nitelendirilerek davaya “Aile Mahkemesi” sıfatı ile bakılarak eksik inceleme ve araştırma sonucunda yazılı şekilde işin esası hakkında hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.

Taraflar arasında görülen tazminat davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.

Y A R G I T A Y K A R A R I

Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.

Davacılar vekili dava dilekçesi ile; müvekkillerinin küçük kızları Hanife ile davalının iki aylık nişan dönemi sonunda yapılan düğün ile birlikte yaşamak için Kirazlı Köyünde bir araya geldiklerini, düğün tarihinde Hanife’nin yaşının tutmaması nedeni ile resmi nikah yapılmadığını, eşler arasında 07/02/2011 gecesi davalı ve annesi tarafından hakaretler edilerek kızın Kayseri’de oturan teyzesi ve eniştesi aranarak gelmelerinin istendiğini, teyze ve eniştesinin damadın evine geldiklerinde kendilerine Hanife’nin kız olmadığı söylenerek götürmelerinin söylendiğini, Hanife’nin ise 08/02/2011 tarihinde Kayseri C.Başsavcılığına başvurarak davalı hakkında suç duyurusunda bulunduğunu ve davalı hakkında soruşturma açıldığını, bu dosyadan aldırılan 04/03/2011 tarihli E.Ü. Çocuk İhmali ve Suçlarını Engelleme Uygulama ve Araştırma Merkezi’nin raporu ile de davacının iddialarının haksız olduğunun ortaya çıktığını, davalının Hanife’ yi toplum önünde küçük düşürdüğünü, Hanife’nin psikolojisini bozup kişilik haklarını zarara soktuğunu, onun elem ve ızdırap çekmesine, haksız yere utanç duymasına sebep olduğunu belirterek mağdur Hanife Soylu için 20.000,00.TL manevi tazminat ile davalıda kalan 22 Ayar 6 adet bilezik, 1 adet fantazi bilezik, 1 adet Reşatlı bilezik, 1 adet küpe ve kolyeden oluşan 22 ayar altın set, 1 adet çerçeve, lira ve zinciri, 6 adet 14 ayar yüzük ve bir çift küpenin mümkünse aynen iadesine, aynen iadesi mümkün değil ise fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 40.000,00.TL tutarındaki bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tazminine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Mahkemece taraflar arasında 04/02/2011 tarihinde yapılan düğün merasiminin TMK’nın 118. maddesinde düzenlenmiş “nişanlanma” olduğunun kabulü gerektiği belirtilerek ziynet eşyalarının iadesi talebinin reddine ve manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir .

Somut olayda; dosyadaki tüm bilgi ve belgelere ve tanık beyanlarına göre, davacının davalı ile resmi nikah olmaksızın karı koca hayatı yaşamak üzere düğün yapıp biraraya geldiği anlaşılmaktadır. Yargıtay’ın yerleşmiş içtihatlarında bu tip durumlarda, eylemin haksız fiil niteliğinde olduğu ve nişan kapsamında değerlendirilemeyeceği vurgulanıp, davanın Aile Mahkemesinde değil, genel mahkemede bakılıp sonuçlandırılması gerektiği şeklindedir. Görev kamu düzenine ilişkin olup, mahkemece re’sen gözetilmelidir.

Mahkemece; taraflar arasındaki ilişkinin “nişan” olarak nitelendirilerek davaya “Aile Mahkemesi” sıfatı ile bakılarak eksik inceleme ve araştırma sonucunda yazılı şekilde işin esası hakkında hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.

Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 30.09.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Not: Corpus’da yer alan içtihat metinlerinin basılı yayında ve ticari olmayan elektronik ortamda kullanılması referans gösterilmek şartıyla (www.corpus.com.tr) serbesttir.

NİŞAN HEDİYELERİNİN İADESİNE İLİŞKİN OLAN DAVANIN AİLE MAHKEMESİNDE, AİLE MAHKEMESİ OLMAYAN YERLERDE İSE AİLE MAHKEMESİ SIFATIYLA ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNDE GÖRÜLMESİ GEREKMEKTEDİR

T.C.
YARGITAY
ÜÇÜNCÜ HUKUK DAİRESİ

Esas: 2015/4137
Karar: 2016/1933
Tarih: 16.02.2016
  • GÖREV
  • NİŞAN HEDİYELERİNİN GERİ İADESİ DAVASI
  • NİŞANIN BOZULMASI NEDENİ İLE MADDİ TAZMİNAT


(4787 s. Aile Mahkemeleri K m. 4) (4721 s. MK m. 120, 121, 122)

ÖZET

Dava konusu uyuşmazlık, nişan hediyeleri ve yapılan masrafların iadesi talebinden kaynaklanmaktadır. Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanunun 4.maddesi uyarınca 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun İkinci Kitabı ile 4722 sayılı Türk Medeni Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun kapsamındaki aile hukukundan doğan dava ve işler Aile Mahkemesinde görülür. Nişan ve nişanın bozulmasının sonuçlarına ilişkin hükümler Türk Medeni Kanunun İkinci Kitabında ve Aile Hukuku başlığı altında düzenlenmiştir. O halde; nişan hediyelerinin iadesine ilişkin olan davanın Aile Mahkemesinde, Aile Mahkemesi olmayan yerlerde ise Aile Mahkemesi sıfatıyla Asliye Hukuk Mahkemesinde görülmesi gerektiği düşünülerek görevsizlik kararı verilmesi gerekir.

N.. T.. V.S

Taraflar arasındaki nişanın bozulması nedeni ile maddi tazminat ve nişan hediyelerinin iadesi davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalılar tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili dilekçesinde, müvekkili olan davacı ile davalılardan Döndü arasında yapılan nişanın bozulduğunu, davacı tarafından davalı nişanlıya mutad dışı nişan hediyeleri verildiğini, ayrıca nişan için bir kısım masraflar yapıldığını beyan ederek, hediyelerin aynen, mümkün olmaz ise bedellerinin ve nişan nedeni ile yapılan 5.000,00 TL masrafın, faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Mahkemece; davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, verilen bu hüküm süresi içinde davalılar tarafından temyiz edilmiştir.

Dava konusu uyuşmazlık, nişan hediyeleri ve yapılan masrafların iadesi talebinden kaynaklanmaktadır.

Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanunun 4.maddesi uyarınca 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun İkinci Kitabı ile 4722 sayılı Türk Medeni Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun kapsamındaki aile hukukundan doğan dava ve işler Aile Mahkemesinde görülür.

Nişan ve nişanın bozulmasının sonuçlarına ilişkin hükümler Türk Medeni Kanunun İkinci Kitabında ve Aile Hukuku başlığı altında düzenlenmiştir.

O halde; nişan hediyelerinin iadesine ilişkin olan davanın Aile Mahkemesinde, Aile Mahkemesi olmayan yerlerde ise Aile Mahkemesi sıfatıyla Asliye Hukuk Mahkemesinde görülmesi gerektiği düşünülerek görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, davanın esası hakkında hüküm tesisi doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 16.02.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Not: Corpus’da yer alan içtihat metinlerinin basılı yayında ve ticari olmayan elektronik ortamda kullanılması referans gösterilmek şartıyla (www.corpus.com.tr) serbesttir.

NİŞANIN BOZULMASINDAN KAYNAKLANAN MANEVİ TAZMİNAT TALEBİNİN KABULÜ İÇİN DOĞAL ÜZÜNTÜYÜ AŞAN BİR ZARARIN VE KİŞİLİK HAKLARINA SALDIRININ GERÇEKLEŞMİŞ OLMASI GEREKMEKTEDİR- AKSİ HALDE MANEVİ TAZMİNAT TALEBİ REDDEDİLMELİDİR

T.C.
YARGITAY
ÜÇÜNCÜ HUKUK DAİRESİ

Esas: 2013/20270
Karar: 2014/1180
Tarih: 29.01.2014
  • NİŞANININ BOZULMASI-MANEVİ TAZMİNAT


(4721 s. MK m. 24, 121, 174, 287) (6098 s. Borçlar K m. 56, 58)

ÖZET

BASINDA, 29.11.2014 tarihinde Habertürk Gazetesinde, “Yargıtay doğal üzüntüye tazminatı uygun görmedi” şeklinde yer alan habere ilişkin Yargıtay Kararı. Somut olayda; her ne kadar mahkemece, nişanı bozan davacının kendini haklı göstermek için davalı Yasemin’in başka birisi ile görüştüğü hususunu ortaya atması nedeniyle davalı Yasemin’in kişilik haklarının ihlal edildiği gerekçesi ile manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne karar verilmiş ise de, yukarıda anılan yasal düzenlemeler, olayın özellikleri ve dosyadaki davalı tanıklarının beyanlarının davalı karşı davacı Yasemin’in kişilik haklarına saldırıya uğrama durumunu kabule elverişli olmaması karşısında, davalı-karşı davacı Yasemin’in manevi tazminat isteminin tümden reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde manevi tazminat isteminin kısmen kabülüne karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.

Taraflar arasında görülen nişanın bozulmasından doğan hediyelerin iadesi ve tazminat davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davacı-(k.davalı) ve davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Y A R G I T A Y K A R A R I

Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Davacı-k.davalı vekili dilekçesinde; davacı ile davalı Yasemin arasındaki nişanın davalının güvensiz hareketleri nedeniyle bozulduğunu, davalıya verilen hediyelerin iade edilmediğini belirterek, hediyelerin aynen iadesine, aynen olmadığı takdirde bedeli olan 6.000 TL’nin davalılardan müteselsilen tahsiline, TMK’nun 120. maddesi gereğince 2.000 TL maddi tazminatın davalı Yasemin’den tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, ıslah ile nişan merasimi gideri olarak 2.000 TL’nin davalı Yasemin’den, 80 gram altın setin 8.040 TL, 4 gram altın söz yüzüğü 402 TL, 4 gram altın nişan yüzüğü 402 TL’nin mevcutsa aynen, olmadığı takdirde bedellerinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir.

Davalı-k.davacılar dilekçelerinde; davacı erkek tarafın haksız ve sebepsiz yere nişanı bozduklarını, davacı tarafın takılan takıları yalan söyleyerek aldıklarını ve nişanı bozduklarını, davacı tarafın nişan yüzüklerini iade etmediğinden kendilerinin de nişan yüzüğünü iade etmediklerini, ancak iadeye hazır olduklarını belirterek hediyeler yönünden açılan davanın reddini, davacı tarafın kusurlu davranışları nedeniyle nişan bozulduğundan maddi tazminat talebinin reddini savunmuşlar, nişanın bozulmasında davacı tarafın kusurlu olmasından dolayı evlenme amacıyla yaptıkları 6.000 TL tazminatın davacı Fatih ve davalı Battal’dan tahsili ile davalı-karşı davacı Y.. K..’ya verilmesine, nişanın bozulması nedeniyle TMK’nun 121. maddesi gereğince kişilik hakları saldırıya uğrayan ve ayrıca TMK’nun 23, 24, 25.maddeleri gereğince kişilik hakları saldırıya uğrayan Yasemin lehine toplam 10.000 TL manevi tazminatın davacı-karşı davalı Fatih ve davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Mahkemece; davacı-karşı davalı Fatih tarafından açılan dava yönünden;

Nişanın bozulmasında davacı Fatih’in tam kusurlu olduğu gerekçesiyle davacı Fatih tarafından açılan maddi tazminat talebinin reddine, nişan hediyelerinin (takılar dışındakilerin) mutat eşya olduğu gerekçesiyle davalı Yasin yönünden husumet nedeni ile, davalı Yasemin yönünden esastan reddine, gerdanlık, bilezik ve küpeden oluşan 80 gr.ağırlığında 8.040 TL bedelli set takımı ve 4 gr. 402 TL bedelli söz yüzüğünün mevcutsa aynen olmadığı takdirde bedelleri toplamı 8.442 TL’nin davalı Yasemin’den tahsiline, 4 gr. 402 TL bedelli nişan yüzüğünün mutat olduğu gerekçesiyle bu yöndeki talebin reddine, davalı Yasin yönünden açılan davanın husumet nedeni ile reddine

Davalı karşı davacılar tarafından açılan dava yönünden;

Kiğılı marka takım elbise, ayakkabı, terlik ve traş bakım setinin davacılara teslim edilmesi gerekçesiyle bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, nişan hediyelerinin mutat eşya olduğu gerekçesiyle davacı-karşı davalı Fatih yönünden reddine, davalı Battal yönünden husumet nedeni ile reddine, 400 TL değerindeki alyansın mutat eşya olduğu gerekçesiyle davacı-karşı davalı Fatih yönünden reddine, davalı Battal yönünden husumet nedeni ile reddine, nişan için yapılan yemek masrafının ispatlanamadığı gerekçesiyle davacı-karşı davalı Fatih yönünden reddine, davalı Battal yönünden husumet nedeniyle reddine,

Davacı karşı davalı Fatih’in hiç bir gerekçe göstermeden nişanı bozduğu, daha sonra çevreye davalı Yasemin’in başka birisi ile görüştüğünden nişanı bozduğunu söylediğini, davalı Yasemin’in nişandan önce komşusunun oğlu ile internet üzerinden yazışma yaptığını Fatih’in bildiğini, bu olayı önemsemediğini, ancak nişanı bozduktan sonra kendini haklı göstermek için bu durumu ortaya atmasının davalı-karşı davacı Yasemin’in kişilik haklarını ihlal ettiği gerekçesiyle manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 5.000 TL manevi tazminatın davacı-karşı davalı Fatih’ten tahsiline, davalılar Battal ve Türkan hakkında açılan davanın husumet nedeni ile reddine karar verilmiştir.

Hükmü, davacı-karşı davalı Fatih ve davalılar vekili temyiz etmiştir.

Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ayrıca davalılar Battal ve Türkan’ın yargılamada kendilerini vekille temsil ettirmediklerinin anlaşılması karşısında sair temyiz itirazları yerinde değildir.

4721 sayılı TMK. nun 121.maddesine göre, nişanın bozulması yönünden, kişilik hakları saldırıya uğrayan taraf, diğer taraftan manevi tazminat olarak uygun miktarda bir para ödenmesini isteyebilir.

Bilindiği üzere; manevi tazminat, haksız bir eylemin yarattığı üzüntünün, duyulan elem ve acıların giderilmesini amaçlayan bir ödencedir. Manevi zarar, mal varlığına dokunmayan, yaşam, sağlık, namus, sır, aile mahremiyeti gibi mal varlığı harici varlıklarda meydana gelen azalma olup, bu zarar manevi tazminatla giderilmeye, azaltılmaya çalışılmıştır.

Bir nişanın bozulmasının, taraflarda değişik şiddet ve ölçülerde de olsa üzüntü yaratması ve menfaatleri haleldar etmesi doğaldır. Doğal olan bu üzüntü ve menfaat ihlali manevi tazminata esas alınmaz. Ne var ki, davacı nişanın bozulması nedeniyle, fahiş bir zarara uğramış ve bu nedenle kişilik hakları da saldırıya uğramış ise bu durumun ispatı halinde manevi tazminata hükmedilebilir.

TMK’nun 6.maddesi gereğince, “Kural olarak herkes iddiasını ispat etmekle yükümlüdür.” buna göre davalı karşı davacı Yasemin’in, kişilik haklarının ihlal edildiğini kanıtlaması gerekmektedir.

Manevi zarar, kişilik değerlerinde oluşan nesnel (objektif) eksilmedir. Yasalar, manevi tazminat verilebilecek olguları sınırlamıştır. Bunlar, kişilik değerlerinin zedelenmesi (Medeni Yasa 24), isme saldırı (Medeni Yasa 26), nişan bozulması (Medeni Yasa 121), evlenmenin feshi (Medeni Yasa 158), bedensel zarar ve ölüme neden olma (BK 47, TBK 56) durumlarından biri ile kişilik haklarının zedelenmesidir (Borçlar Yasası 49., TBK 58) Bunlardan Medeni Yasa’nın 24.maddesi ile Borçlar Yasası’nın 49.maddesi (TBK 58)daha kapsamlıdır. Medeni Yasa’nın 24.maddesinin belli yerlere yollaması nedeniyle böyle bir durumun bulunduğu yerde, onu düzenleyen kurallar (Örneğin; Medeni Yasa’nın 26, 174, 287); bunların dışında Borçlar Yasası’nın 49.(TBK 58) maddesi uygulanır. Medeni Yasa’nın 24 ve Borçlar Yasası’nın 49.(TBK 59)maddesinde belirlenen kişisel çıkarlar, kişilik haklarıdır. Kişilik hakları ise, kişisel varlıkların korunmasıyla ilgilidir. Kişisel varlıklar, bedensel ve ruhsal tanrılık ve yaşam ile nesep gibi insanın, insan olmasından güç alan varlıklar ya da kişinin adı, onuru ve sır alanı gibi dolaylı varlıklar olarak iki kesimlidir.

Hayat, vücut bütünlüğü, sağlık, özgürlük, isim, resim, şeref, haysiyet, ticari itibar gibi değerler, kişilik değerlerini oluşturur. Bu değerlere saldırı, objektif eksilmeyi ifade eder. Manevi zararın tazmin edilebilmesi için objektif unsur yanında bir de sübjektif unsurun gerçekleşmesi gerekir. Sübjektif unsur ise, zarar görenin söz konusu ihlal sonucu kişiliğinde, manevi varlığında objektif olarak meydana gelen bu eksilmeyi yaşaması, duyması, onu hissetmesi, bunun sonunda da acı, elem, ızdırap duymasıdır. Sübjektif unsur yoksa manevi zarar da yoktur.

Somut olayda; her ne kadar mahkemece, nişanı bozan davacının kendini haklı göstermek için davalı Yasemin’in başka birisi ile görüştüğü hususunu ortaya atması nedeniyle davalı Yasemin’in kişilik haklarının ihlal edildiği gerekçesi ile manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne karar verilmiş ise de, yukarıda anılan yasal düzenlemeler, olayın özellikleri ve dosyadaki davalı tanıklarının beyanlarının davalı karşı davacı Yasemin’in kişilik haklarına saldırıya uğrama durumunu kabule elverişli olmaması karşısında, davalı-karşı davacı Yasemin’in manevi tazminat isteminin tümden reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde manevi tazminat isteminin kısmen kabülüne karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.

Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden tarafa iadesine, 29.01.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Not: Corpus’da yer alan içtihat metinlerinin basılı yayında ve ticari olmayan elektronik ortamda kullanılması referans gösterilmek şartıyla (www.corpus.com.tr) serbesttir.

NİŞAN ELBİSESİNİN BEDELİ, MADDİ TAZMİNAT DAVASINA KONU EDİLEMEZ

T.C.
YARGITAY
ÜÇÜNCÜ HUKUK DAİRESİ

Esas: 2016/11421
Karar: 2018/1662
Tarih: 26.02.2018

ÖZET

Somut olayda nişan kıyafetinin kullanılmakla giymekle, kullanılmakla eskiyen ve tüketilen eşya olduğu gözetilmeksizin bu masraf ve eşya yönünden maddi tazminat talebinin kabulü doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. Somut olay incelendiğinde, davacı dava dilekçesinde düğün salonu kira bedelini 2.000,00 TL olarak belirtmesi karşısında mahkemece taleple bağlılık kuralına aykırı biçimde, 2.500,00 TL düğün salonu kira bedelinin iadesine şeklinde talep aşılarak hüküm tesisi doğru görülmemiş, bu husus bozmayı gerektirmiştir.

MAHKEMESİ :AİLE MAHKEMESİ Taraflar arasındaki nişan bozulması nedeni ile tazminat davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı, davalı ile 24/05/2015 tarihinde nişanlandıklarını, nişan nedeniyle; 1 adet altın söz yüzüğü, 1 adet altın nişan yüzüğü, 1 çift altın küpe, 2 çift ayakkabı, 1 çift tellik, ve 3 takım nişan elbisesi aldıklarını, ayrıca düğün salonu için 2.000TL masraf yaptığını, ancak ortada hiç bir neden yokken davalının nişanı bozduğunu, nişan ve düğün hazırlıkları nedeniyle hem kendisinin hem de ailesinin yıprandığını, maddi ve manevi zarara uğradıklarını, davalı aleyhine 10.000 TL maddi ve 15.000 TL manevi tazminata hükmedilmesini, yapılan yargılama giderlerinin davalı üzerine bırakılmasını talep etmiştir. Davalı, davacı ile görücü usulü ile tanıştığını, davacıya ısınamadığını, bir ay sözlü kaldıktan sonra nişan yapıldığını, davacının nişan için verdiği şeylerin tamamını davacıya iade ettiklerini, talep edilen tazminatı ödeyecek maddi imkanının olmadığını belirterek davanın reddini dilemiştir. Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile, davacının nişan nedeniyle yaptığı 2.500,00 TL düğün salonu kiralama gideri ve 900 TL nişanlık elbisesi gideri olmak üzere 3.400,00 TL maddi tazminat ile 1.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm süresi içinde davalı tarafça temyiz edilmiştir. Dava nişanın bozulması nedeniyle maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir. TMK’nın 122.maddesine göre, nişanlılık evlenme dışında bir nedenden dolayı sona ererse, nişanlıların birbirlerine vermiş oldukları, alışılmışın dışındaki hediyeler geri istenebilir. Nişanın bozulması nedeniyle mutad dışı hediyelerin geri alınmasına ilişkin davalarda kusur aranmaz. Nişanın bozulması halinde alışılmışın dışındaki hediyeler aynen, mevcut değilse mislen geri verilir veya karşılığı sebepsiz zenginleşme kurallarına göre, geri istenir. Hediyelerin verildiği ve iade edilmediği hususu her türlü delil ile ispat edilebilir. Alışılmış (mutad) hediyelerden kasıt; giymekle, kullanmakla eskiyen ve tüketilen eşyalardır. Kural olarak giymekle, kullanılmakla eskiyen ve tüketilen (elbise, ayakkabı vs. gibi) eşyaların iadesine karar verilemez.

Somut olayda nişan kıyafetinin kullanılmakla giymekle, kullanılmakla eskiyen ve tüketilen eşya olduğu gözetilmeksizin bu masraf ve eşya yönünden maddi tazminat talebinin kabulü doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. 6100 sayılı HMK’nın 26. maddesinin 1. fıkrası “Hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir.” hükmünü ihtiva etmektedir. Yasanın bu açık hükmünden de anlaşılacağı üzere hâkim, iki tarafın iddia ve savunmaları ile bağlı olup talepten fazlasına veya başkasına hükmedemez.

Somut olay incelendiğinde, davacı dava dilekçesinde düğün salonu kira bedelini 2.000,00 TL olarak belirtmesi karşısında mahkemece taleple bağlılık kuralına aykırı biçimde, 2.500,00 TL düğün salonu kira bedelinin iadesine şeklinde talep aşılarak hüküm tesisi doğru görülmemiş, bu husus bozmayı gerektirmiştir. Kişilik değerlerinde oluşan manevi zarar, kişilik değerlerinde oluşan objektif eksilmedir. Objektif eksilmeden ise, sadece o kişi için değil; toplumdaki diğer bireylerin de aynı zarara(duruma) düşmeleri anlaşılmaktadır. 4721 sayılı Yasanın 23. ve devamı maddelerinde kişilik haklarının korunmasına yönelik hükümler düzenlenmiş olup ilgili yasal hükümlerle manevi tazminat verilebilecek olgular sınırlandırmıştır. 4721 sayılı TMK. nun 121.maddesine göre, nişanın bozulması yüzünden kişilik hakları saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan manevi tazminat olarak uygun miktarda bir para ödenmesini isteyebilir. Bilindiği üzere; manevi tazminat, haksız bir eylemin yarattığı üzüntünün, duyulan elem ve acıların giderilmesini amaçlayan bir ödencedir. Manevi zarar, mal varlığına dokunmayan, yaşam, sağlık, namus, sır, aile mahremiyeti gibi mal varlığı harici varlıklarda meydana gelen azalma olup, bu zarar manevi tazminatla giderilmeye, azaltılmaya çalışılmıştır. Kişilik haklarının korunmasına ilişkin hükümlerin getiriliş amacı kişilik haklarına yönelik saldırıların bertaraf edilmesidir. Bu hali ile tek başına nişanın bozulması olgusu, manevi tazminata yol açan haksız fiilin eylemi kabul edilmeyecektir. Ayrıca, nişanın bozulması ile oluşan doğal üzüntü ve menfaat ihlalinin tazminat bakımından yeterli görülmesi halinde tazminat yaptırımı tarafları evlenme akdi yapmaya yönelteceğinden, bu durum kişilerin evlenme sözleşmesine ilişkin irade serbestisini ortadan kaldırma sonucunu doğuracaktır. Bu bakımından manevi tamzinat giderimi yerine kişinin evlenme akdine yönelik irade özgürlüğüne değer atfetmek muhakkak ki daha doğru olacaktır. Temyize konu uyuşmazlık konusunda; davalının sebep göstermeden nişanı bozduğu anlaşılmaktadır. Bu hali ile davalının, davacının kişilik haklarına saldırırarak doğal üzüntüyü aşan şekilde manevi zarara(objektif zarar) yol açtığından söz edilemez. Bu itibarla manevi tazminat koşullarının somut olayda bulunmadığı gözetilerek bu istem bakımından red kararı verilmesi gerekirken kabulü doğru olmamış, bu husus da bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ: Yukarıda birinci, ikinci ve üçüncü bentte açıklanan nedenlerle hükmün HUMK’nun 428. maddesi gereğince davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 sayılı HMK’nun Geçici Madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK’nun 440. maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 26.02.2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.

NİŞANLI KIZIN FİZİKİ ÖZELLİKLERİNİ ELEŞTİREREK NİŞANI BU SEBEBE DAYALI BOZMAK, NİŞANLI KIZ LEHİNE MANEVİ TAZMİNAT GEREKTİRİR

T.C.
YARGITAY
ÜÇÜNCÜ HUKUK DAİRESİ

Esas: 2016/21667
Karar: 2017/11157
Tarih: 06.07.2017
  • NİŞANIN BOZULMASI NEDENİYLE MANEVİ TAZMİNAT


(4721 s. MK m. 121)

Taraflar arasındaki tazminat davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı; davalıların davacıya nişan alışverişinde dar elbiseler giydirerek vücudunun düzgün olup olmadığını incelediklerini, basenleri olduğu gerekçesiyle eleştirdiklerini, davalı …’in de mesaj yoluyla vücuduna ilişkin hakaretlerde bulunduğu,nu sırf basenleri olduğu için yüzüğü atma teklifinde bulunduğu,nu nişan günü davalıların davacının eteğini kaldırarak vücuduna tekrar baktığını, davacının ailesinin bu olaylar üzerine nişanı bozduğunu, davalıların davacının kişilik haklarına saldırı teşkil eden eylemleri nedeniyle nişanın bozulduğunu belirterek; 10.000 TL manevi, 500 TL maddi olmak üzere toplam 10.500 TL tazminatın haksız eylem tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.

Davalılar; davanın reddine karar verilmesini talep etmişlerdir.

Mahkemece; nişanın sona ermesinde davalı …’in yanı sıra davacı …’nin de kusurunun bulunduğu, manevi tazminatın şartlarının gerçekleşmediği gerekçesiyle manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davacı vekilinin sair temyiz itirazları yerinde değildir.

Davacı vekilinin, reddedilen manevi tazminata ilişkin temyiz itirazlarının değerlendirilmesi sonucunda;

4721 sayılı TMK. nun 121.maddesine göre, nişanın bozulması yüzünden kişilik hakları saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan manevi tazminat olarak uygun miktarda bir para ödenmesini isteyebilir. Bilindiği üzere; manevi tazminat, haksız bir eylemin yarattığı üzüntünün, duyulan elem ve acıların giderilmesini amaçlayan bir ödencedir. Manevi zarar, mal varlığına dokunmayan, yaşam, sağlık, namus, sır, aile mahremiyeti gibi mal varlığı harici varlıklarda meydana gelen azalma olup, bu zarar manevi tazminatla giderilmeye, azaltılmaya çalışılmıştır.

Nişanın bozulmasının, taraflarda değişik şiddet ve ölçülerde de olsa üzüntü yaratması ve menfaatleri haleldar etmesi doğaldır. Doğal olan bu üzüntü ve menfaat ihlali manevi tazminata esas alınmaz.Bir kere nişanlandıktan sonra tazminat ödeme tehdidi altında bulunmak suretiyle evlenmeyi taraflar için zorunlu hale getirebilecek şekilde manevi tazminata hükmedilemez. Ancak nişanın bozulması nedeni ile fahiş bir zarar doğmuş ve bu nedenle kişilik hakları da saldırıya uğramış ise bu durumun ispatı halinde manevi tazminata hükmedilebilir.

Somut olayda; davacı ile davalı …’in aileleriyle birlikte nişan öncesinde alışverişe çıktıkları, alışveriş sonrasında davalı …’in davacının fiziksel yapısından rahatsızlık duyduğuna dair mesajlar gönderdiği, davalının nişan töreni öncesinde davacının basenlerini kontrol edilmesine izin vermemesi halinde nişanın yapılmayacağının söylediği, davalı …’in isteiği üzerine bir sonraki gün kuaförde davalı … ile davalı …’in kardeşi Elif’in davacının basenlerini kontrol ettikleri, bu olayların etkisinde kalan davacının aynı gün nişanı bozmak zorunda kaldığı, davalı …’in davaranışlarının davacıyı küçük düşürücü, kişilik haklarına zarar verici nitelikte bulunduğu, davacının üzüntü duymasına eden olduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece, bu kapsamda davalı …’in davacıya yönelik eylemleri sonucu manevi tazminatın yasal koşulları oluşmuştur. Sebepsiz zenginleşme teşkil etmeyecek, hakkaniyete uygun bir tazminata hükmedilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucu, yazılı şekilde verilen kararın bozulması gerekmiştir.

SONUÇ: Yukarıda birinci bendde açıklanan nedenlerle davacı tarafın sair temyiz itirazlarının reddine, ikinci bendde açıklanan nedenlerle hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 sayılı HMK’nun Geçici Madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK’nun 440. maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 06.07.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Not: Corpus’da yer alan içtihat metinlerinin basılı yayında ve ticari olmayan elektronik ortamda kullanılması referans gösterilmek şartıyla (www.corpus.com.tr) serbesttir.

NİŞAN YÜZÜĞÜ DIŞINDA KALAN TÜM ALTIN, TAKI VE ZİYNET EŞYALARI MUTAD DIŞI HEDİYE OLDUĞUNDAN NİŞANIN BOZULMASI HALİNDE İADE EDİLMELİDİR

T.C.
YARGITAY
ÜÇÜNCÜ HUKUK DAİRESİ

Esas: 2015/16810
Karar: 2017/3203
Tarih: 16.03.2017
  • İSPAT
  • NİŞAN BOZULMASI NEDENİYLE MADDİ VE MANEVİ TAZMİNAT İSTEMİ
  • NİŞANIN BOZULMASI
  • SEBEPSİZ ZENGİNLEŞME
  • ZİYNETLERİN AYNEN YOKSA NAKDEN TAHSİLİ İSTEMİ


(4721 s. MK m. 6, 121, 122)

ÖZET

Kural olarak nişan, evlenme dışında bir nedenden dolayı sona ererse, nişanlıların birbirlerine veya ana ve babanın ya da onlar gibi davrananların diğer nişanlıya vermiş oldukları alışılmışın dışındaki hediyeler, verenler tarafından geri istenebilir. Hediye aynen veya mislen geri verilemiyorsa, sebepsiz zenginleşme hükümleri uygulanır. Hediyelerin geri istenebilmesi için alışılmışın dışında hediyelerden olması gerekir. Alışılmış hediyelerden kasıt; giymekle, kullanmakla eskiyen ve tüketilen eşyalardır. Giymekle, kullanılmakla eskiyen ve tüketilen eşyaların iadesine karar verilemez. Nişan dolayısıyla verilen hediye, olağan bir hediye ise geri istenemez. Nişanın bozulması nedeniyle mutad dışı hediyelerin geri alınmasına ilişkin davalarda kusur aranmaz. Yargıtay’ın yerleşik uygulamalarına göre; nişan yüzüğü dışında kalan tüm altın, takı ve ziynet eşyaları mutad dışı hediye olarak kabul edilmiştir. Bu nedenle nişanın bozulması nedeniyle nişanlıların birbirlerine veya ana ve babanın ya da onlar gibi davrananların diğer nişanlıya vermiş oldukları ziynet eşyaları verenler tarafından geri istenebilir. Hediyelerin verildiği ve iade edilmediği hususu her türlü delille de ispat edilebilir.

Taraflar arasındaki asıl dava alacak, karşı dava tazminat davalarının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın asıl davanın kısmen kabulüne, karşı davann reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı-karşı davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı-karşı davalı; davalı tarafın neden göstermeksizin nişanı bozduğunu, davalı-karşı davacıya nişanda taktığı 22 ayar 8 adet kalın bilezik, yüzük, küpe, kolyeden oluşan 14 ayar set, 1 tane çerçeveli yarım altın, 1 adet kaplama kol saati, 1 adet Samsung marka cep telefonunun aynen iadesine karar verilmesine, aynen iadesi mümkün olmadığı takdirde bedeli olan 15.000,00 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı- karşı davacı; kolunda takılı olan 8 adet bileziği poşete koyup alıp götürdüğünü, bilezik haricindeki takıları da müvekkilinin davacı-karşı davalının amcasına teslim ettiğini, davacı-karşı davalının müvekkiline cinsel tacizde bulunduğunu, ters ilişkide bulunmayı teklif ettiğini, tokat attığını belirterek, asıl davanın reddi ile 50.000,00 TL maddi ve 20.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Mahkemece; asıl davanın kısmen kabulü ile 8 adet 22 ayar bilezik bedeli olan 12.666,00 TL ve 1 adet yarımlık çerçeveli altın bedeli olan 710,00 TL olmak üzere toplam 13.376,00 TL’nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine ve karşı davanın ise reddine karar verilmiş, hüküm davalı- karşı davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.

Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalı- karşı davacı tarafın sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.

Asıl dava; nişan bozulması nedeniyle, nişanda takıldığı iddia olunan ziynetlerin davalı-karşı davacı taraftan aynen, bunun mümkün olmaması nakden tahsili istemine

ilişkindir. Karşı dava ise; nişan bozulması nedeniyle madi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.

Kural olarak nişan, evlenme dışında bir nedenden dolayı sona ererse, nişanlıların birbirlerine veya ana ve babanın ya da onlar gibi davrananların diğer nişanlıya vermiş oldukları alışılmışın dışındaki hediyeler, verenler tarafından geri istenebilir. Hediye aynen veya mislen geri verilemiyorsa, sebepsiz zenginleşme hükümleri uygulanır. (TMK m.122)

Hediyelerin geri istenebilmesi için alışılmışın dışında hediyelerden olması gerekir. Alışılmış (mutad) hediyelerden kasıt; giymekle, kullanmakla eskiyen ve tüketilen eşyalardır. Giymekle, kullanılmakla eskiyen ve tüketilen eşyaların iadesine karar verilemez. Nişan dolayısıyla verilen hediye, olağan bir hediye ise geri istenemez.

Nişanın bozulması nedeniyle mutad dışı hediyelerin geri alınmasına ilişkin davalarda kusur aranmaz.

Yargıtay’ın yerleşik uygulamalarına göre; nişan yüzüğü dışında kalan tüm altın, takı ve ziynet eşyaları mutad dışı hediye olarak kabul edilmiştir. Bu nedenle nişanın bozulması nedeniyle nişanlıların birbirlerine veya ana ve babanın ya da onlar gibi davrananların diğer nişanlıya vermiş oldukları ziynet eşyaları verenler tarafından geri istenebilir.

Hediyelerin verildiği ve iade edilmediği hususu her türlü delille de ispat edilebilir.

TMK’nın 6.maddesi hükmü uyarınca; kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan herbiri hakkını dayandırdığı olguların varlığını kanıtlamakla yükümlüdür. Gerek doktrinde; gerek Yargıtay içtihatlarında kabul edildiği üzere, ispat yükü hayatın olağan akışına aykırı durumu iddia eden ya da savunmada bulunan kimseye düşer. Öte yandan ileri sürdüğü bir olaydan kendi yararına haklar çıkarmak isteyen kimsenin, iddia ettiği olayı kanıtlaması gerekir.

Davalı- davacı tanığı …; “… biz …. ile sadece ikimiz pazara gidiyorduk. ….’ya nişanlısı telefonla aradı acil görüşmemiz gerekiyor dedi. Pazarın oradaki otobüs durağında beklemeye başladık. Otobüsle geldi. babam bilezikleri acil istiyor, bileziklere ayar yaptıracak dedi. Bilezikler ….’nın kolunda bandaj altında idi. Siyah bir kumaşın içinde kolunda takılıydı. …. bilezikleri kolundan çıkarttı ve Yücel yanında getirdiği siyah poşete bilezikleri koydu. Acele işim var, babamla görüşeceğim haftaya da bilezikleri getiririm diyerek gitti. Abla bileziklerim geri gelmedi diyerek gözyaşı döktü, bende gülüm zamanla gelir diyerek onu teselli ettim…” şeklinde beyanda bulunmuştur.

Tanık beyanına göre, mahkemece bu yönde araştırma ve inceleme yapılarak toplanacak tüm deliller doğrultusunda hasıl olacak sonuca göre bir karar vermesi gerekirken, eksik inceleme sonucu yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir. Ayrıca mahkemece, uzman olmayan bilirkişinin raporuna dayanılarak yazılı şekilde karar verilmesi isabetli değildir

Hal böyle olunca mahkemece, yukarıda açıklanan hukuki ve maddi olgular dikkate alınarak inceleme yapılması, alanında uzman bilirkişiden yeniden rapor alınmak suretiyle ve hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı gerekçelerle karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı görülmüş, bu husus hükmün bozulması gerekmiştir.

SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle davalı- karşı davacı tarafın sair temyiz itirazlarının REDDİNE, ikinci bentte açıklanan nedenlerle hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince davalı- karşı davacı yararına BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 sayılı HMK’nun geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK.nun 440.maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 16.03.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Not: Corpus’da yer alan içtihat metinlerinin basılı yayında ve ticari olmayan elektronik ortamda kullanılması referans gösterilmek şartıyla (www.corpus.com.tr) serbesttir.

Bir Cevap Yazın

Scroll to Top

ÇIVGIN HUKUK & ARABULUCULUK sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin

Powered by Joinchat