BOŞANMA DAVASININ KESİNLEŞMESİNDEN SONRA AÇILAN MANEVİ TAZMİNAT DAVASI BAĞIMSIZ BİR TALEP OLUP DAVANIN ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNDE GÖRÜLMESİ GEREKİR

T.C.
KAYSERİ
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
İKİNCİ HUKUK DAİRESİ

Esas: 2022/332
Karar: 2022/321
Tarih: 23.02.2022
  • MANEVİ TAZMİNAT
  • SADAKATSİZLİK İDDİASINA DAYANARAK MANEVİ TAZMİNAT TALEBİ
  • BOŞANMA SEBEBİNDEN BAĞIMSIZ HALE GELEN MANEVİ TAZMİNAT İSTEĞİ

(4721 s. MK m. 166, 174) (6098 s. Borçlar K m. 60)

ÖZET

Davacı eldeki davada davalı kadına yönelik sadakatsizlik iddiasında bulunarak Türk Medeni Kanununun 166/1. maddesine dayanan boşanma davasıyla birlikte manevi tazminat istemiştir. Daha önceki davada verilen boşanma kararının kesinleşmiş olması karşısında davacının aynı zamanda boşanma sebebi oluşturan eyleme dayanan manevi tazminat isteği artık boşanma sebebine bağlı olmaktan çıkmış, bağımsız bir talep haline dönüşmüştür. Böyle bir durumda manevi tazminat talebinin hukuksal dayanağı artık Türk Medeni Kanununun 174/2. maddesi olmaktan çıkmıştır. Davacı, sadakatsizlik iddiasına dayanarak manevi tazminat talep ettiğine göre, davalının hukuka aykırı bu eylemi sebebiyle Türk Medeni Kanununun 174/2. maddesine göre sorumluluğuna gidilemiyorsa, evlilik birliğindeki, eşin haksız fiile dayalı bir eylemin sübut bulması halinde, genel hükümlere göre sorumluluğa gidilebilir.

KARAR TARİHİ : 23/02/2022

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : KAYSERİ 2. AİLE MAHKEMESİ

TARİHİ : 14/06/2021

NUMARASI : 2020/187- 2021/386

DAVANIN KONUSU : Tazminat (Manevi Tazminat)

KARAR YAZIM TARİHİ : 24/02/2022

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen karara taraflarca istinaf başvurusunda bulunulmakla, HMK’nun 353/1-b-1-son cümle uyarınca duruşma yapılmadan dosya incelendi gereği düşünüldü;

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; tarafların 03/08/2010 tarihinde evlendiklerini, müşterek bir çocuklarının bulunduğunu, davalı tarafın Niğde Aile Mahkemesinin 2014/118 Esas sayılı dosyası ile müvekkili aleyhine şiddetli geçimsizlik sebebiyle boşanma davası açtığını, yapılan yargılama neticesinde müvekkilinin tam kusurlu olduğu gerekçesi ile tarafların boşanmalarına karar verildiğini, müvekkilinin kararı temyiz ettiğini, kararın Yargıtayca onanarak 11/04/2019 tarihinde kesinleştiğini, müvekkilinin Niğde Aile Mahkemesinde görülen boşanma davasında davalının kendisini aldattığını ve evlilik birliğinin sarsılmasındaki asıl sebebin B…. Ç….’ un sadakatsiz davranışlarının olduğunu ispatlayamaması nedeniyle Niğde Aile Mahkemesi tarafından müvekkilinin kusurlu bulunduğunu, boşanma davası sonucunda davalı lehine tedbir ve yoksulluk nafakası ile maddi ve manevi tazminata hükmedildiğini, ancak davalı tarafın henüz müvekkilinin resmi nikahlı eşi iken ve boşanma kararı henüz kesinleşmemişken dava dışı A…. A….ile müvekkilini aldattığını, müvekkilinin davalı tarafından bir kez daha aldatıldığını ise davalı tarafından müvekkili aleyhine 07/03/2018 tarihinde Niğde Aile Mahkemesinin 2018/206 Esas sayılı dosyasında açılmış olan soy bağının reddi davası ile öğrendiğini, davalı ile dava dışı A…. A…. arasında yaşanan ilişkiden 17/02/2018 doğumlu B…. isimli bir çocuğun dünyaya geldiğini, tarafların resmi nikahı devam ettiğinden Buğra isimli çocuğun müvekkilinin nüfusuna kaydedildiğini, evlilik dışı çocuk B…. S….’ ın evlilik birliği süresi içerisinde doğmasıyla davalının müvekkilini A…. A…. isimli şahısla aldattığının açıkça ortada olduğunu, davalının müvekkili ile olan evlilik birliği devam ederken müvekkilini aldatması ve hatta dava dışı A…. Av isimli şahıstan evlilik dışı çocuk sahibi olması şeklindeki davalının ağır kusurlu haksız fiili sebebiyle müvekkilinin manevi bütünlüğünün zarara uğradığını, onur ve haysiyeti ile kişilik haklarının saldırıya uğradığını belirterek, 50.000,00-TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren yasal faiziyle davalıdan alınarak müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; TMK’ya göre boşanmadan kaynaklı dava haklarının 1 yıllık zamanaşımına tabi olduğunu, davacının tazminat talep zamanaşımının dolduğunu, bu nedenle davanın zamanaşımından reddine karar verilmesi gerektiğini, müvekkilinin davacıyı aldattığı yönündeki iddialarının boşanma davası yargılamasında davacı tarafça ileri sürüldüğünü ancak müvekkilinin davacıyı aldatmadığının ortaya konulduğunu ve verilen hükmün kesinleştiğini, bu nedenle kesin hüküm itirazında bulunduklarını, ayrıca yetkili mahkemenin Bor Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi olması nedeniyle yetkisizlik kararı verilmesi gerektiğini, esas yönünden ise; dava dilekçesindeki iddiaların asılsız olduğunu, boşanma davasında aldatma vakası ileri süren ve buna dayalı tazminat istemeyen davacının boşandıktan sonra aldatmaya dayalı tazminat istemesinin hukuken mümkün olmadığını, müvekkilinin boşanma davası açtığı sırada gidecek yeri olmadığı için ailesinin yanına sığındığını, ancak müvekkilinin erkek kardeşinden baskı gördüğünü, boşanma kararı verilinceye kadar bu duruma sabrettiğini, müvekkilinin hiçbir geliri olmadığını, boşanma kararının 14/06/2016 tarihinde Yargıtay incelemesindeyken müvekkilinin 20/04/2017 tarihinde A…. A…. ile birlikteliğinden 2018 yılı Şubat ayı doğumlu Buğra isimli çocuğun dünyaya geldiğini, her ne kadar müvekkili A…. A…. ile birlikte yaşamaya başlamış olsa da bunun sebebinin yine davacı olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :

Yerel mahkemece davacının davasının kısmen kabulü ile 8.000 TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verildiği görülmüştür.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :

Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalının sadakat yükümlülüğüne aykırı davrandığını, evlilik dışı çocuk meydana getirdiğini, bu durum davacının çevresi tarafından öğrenilmesi nedeniyle müvekkilinin manevi açıdan zarara uğradığını hükmedilen manevi tazminat miktarının düşük olduğunu bu nedenle yerel mahkeme kararının müvekkili lehine kaldırılmasını talep etmiştir.

Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, mahkemece zaman aşımı, yetki ve kesin hüküm itirazlarının dikkate alınmadan hüküm kurulduğunu, taraflar arasındaki boşanma dosyasının temyiz incelemesine gittiğini, yargıtay tarafından kararın onandığını, söz konusu tazminat talebinin zaman aşımı süresinin dolduğunu, bu nedenle davanın zaman aşımı nedeniyle reddi gerektiğini, bu nedenle yerel mahkeme kararının müvekkili lehine kaldırılmasını talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE :

Manevi tazminat davasında davacı taraf; hükmedilen tazminat miktarı yönünden, davalı taraf, kararın tamamı yönünden süresinde istinaf talebinde bulunmuştur.

Eldeki davada, resen gözetilecek kamu düzenine aykırı haller dışında istinaf sebepleriyle sınırlı olarak (HMK md. 355) mahkememizce yapılan inceleme sonucunda;

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2017/60 Esas, 2017/1255 Karar sayılı ve benzer nitelikteki ilamlarında ” Boşanma sebebiyle manevi tazminata hükmedebilmek için, boşanmaya sebep olan olayların, talep eden eşin kişilik haklarına saldırı niteliğinde olması zorunludur. (TMK m. 174/2). Tarafların, Türk Medeni Kanununun 166/1 maddesinde yer alan sebeple boşanmalarına karar verilmiş, bu sebeple verilen boşanma kararı 25.09.2014 tarihinde kesinleşmiştir. Boşanma sebebi olarak kabul edilen ve diğer eşin kişilik haklarına saldırı teşkil eden maddi olay sebebiyle kişilik hakları zedelenen taraf, manevi tazminatı boşanma davasıyla isteyebileceği gibi, boşanmadan sonra da isteyebilir. Ya da boşanmaya bağlı olmaksızın “hakların yarışması” çerçevesinde genel hükümlere göre de talep edebilir. Bir kişinin sorumluluğu birden çok sebebe dayandırılabiliyorsa hakim, zarar gören aksini istemiş olmadıkça veya kanunda aksi öngörülmedikçe zarar görene en iyi giderim imkanı sağlayan sorumluluk sebebine göre karar verebilir (6098 Sayılı TBK m. 60). Davacı eldeki davada davalı kadına yönelik sadakatsizlik iddiasında bulunarak Türk Medeni Kanununun 166/1. maddesine dayanan boşanma davasıyla birlikte manevi tazminat istemiştir. Daha önceki davada verilen boşanma kararının kesinleşmiş olması karşısında davacının aynı zamanda boşanma sebebi oluşturan eyleme dayanan manevi tazminat isteği artık boşanma sebebine bağlı olmaktan çıkmış, bağımsız bir talep haline dönüşmüştür. Böyle bir durumda manevi tazminat talebinin hukuksal dayanağı artık Türk Medeni Kanununun 174/2. maddesi olmaktan çıkmıştır.

Davacı, sadakatsizlik iddiasına dayanarak manevi tazminat talep ettiğine göre, davalının hukuka aykırı bu eylemi sebebiyle Türk Medeni Kanununun 174/2. maddesine göre sorumluluğuna gidilemiyorsa, evlilik birliğindeki, eşin haksız fiile dayalı bir eylemin sübut bulması halinde, genel hükümlere göre sorumluluğa gidilebilir. Borçlar Kanunu Türk Medeni Kanununun 5. kitabı olup, onun tamamlayıcısıdır (HBK m. 544; 1098 Sayılı TBK m. 646). O halde, davacının manevi tazminat isteği “aile hukuku” hükümlerine göre incelenemiyorsa, haksız fiil sorumluluğuna ilişkin genel hükümler çerçevesinde incelenebilecektir.

Öyleyse, davacının boşanma sebebinden bağımsız hale gelen manevi tazminat isteği yönünden nispi peşin harç noksanlığının tamamlanması halinde ayırma kararı verilip, görevsizlik kararı verilerek dosyanın Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir” şeklindedir.

Somut olaya gelince;Tarafların Niğde Aile Mahkemesinin 2014/118 Esas sayılı ilamı ile boşandıkları dava tarihinin 14/02/2014, karar tarihinin 01/04/2016 tarihi olduğu, kesinleşme tarihinin 11/04/2019 tarihi olduğu eldeki davanın ise boşanma kararının kesinleştiği tarihten sonra 11/02/2020 tarihinde açıldığı böylelikle manevi tazminat isteminin TMK’nun 174/2 maddesi kapsamından çıktığı, mahkemece yapılacak iş dava değeri üzerinden varsa eksik nispi harcı tamamlattırılarak Asliye Hukuk Mahkemesine görevsizlik kararı vermekten ibarettir.

Sonuç olarak; Davalının istinaf başvuru talebinin kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, kaldırma sebebine göre davacının istinaf başvuru taleplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına, karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;

1-Davalının istinaf başvurusunun HMK’nun 353/1-a-6 maddesi gereğince kabulü ile Kayseri 2. Aile Mahkemesinin 2020/187 Esas ve 2021/386 Karar sayılı ilamının KALDIRILMASINA, Kaldırma sebebine göre diğer istinaf başvuru taleplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına,

2-Yukarıda belirtilen yöntemlere göre inceleme yaparak oluşan kanaate göre yeniden hüküm kurulması için dava dosyasının Kayseri 2. Aile Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,

3-Taraflarca yatırılan istinaf karar harcının kendisine iadesine,

4-Taraflarca istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin yerel mahkemece yeniden verilecek kararda değerlendirilmesine,

5-Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 27.ve 359/3.maddeleri gereğince kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe çıkarılmasına,

Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.23.02.2022

Not: Corpus’da yer alan içtihat metinlerinin basılı yayında ve ticari olmayan elektronik ortamda kullanılması referans gösterilmek şartıyla (www.corpus.com.tr) serbesttir.

Bir Cevap Yazın

Scroll to Top

ÇIVGIN HUKUK & ARABULUCULUK sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin

Powered by Joinchat